<?xml version="1.0" encoding="UTF-8"?>
<rss version="2.0" xmlns:content="http://purl.org/rss/1.0/modules/content/" xmlns:dc="http://purl.org/dc/elements/1.1/">
	<channel>
		<title><![CDATA[Kusursuz Kadın Online Kozmetik Marketiniz: En Son Haberler]]></title>
		<link>http://www.kusursuzkadin.com</link>
		<description><![CDATA[En son haberler (Kusursuz Kadın Online Kozmetik Marketiniz)]]></description>
		<pubDate>Tue, 07 Sep 2010 23:35:35 +0000</pubDate>
		<item>
			<title><![CDATA[Fazla titizlik "BAŞ"a bela ]]></title>
			<link>http://www.kusursuzkadin.com/news/12/Fazla-titizlik-%22BA%C5%9E%22a-bela-.html</link>
			<pubDate>Fri, 07 Aug 2009 12:43:43 +0000</pubDate>
			<guid isPermaLink="false">http://www.kusursuzkadin.com/news/12/Fazla-titizlik-%22BA%C5%9E%22a-bela-.html</guid>
			<description><![CDATA[
<p>
<table id="table1" style="BORDER-COLLAPSE: collapse" cellpadding="0" width="98%" border="0">
<tbody>
<tr>
<td class="bod" align="center" bgcolor="#fbfbfc" height="20"><font style="FONT-WEIGHT: 700; FONT-SIZE: 11pt" face="Arial">Uzmanlar, takıntılı ve m&#252;kemmeliyeti&ccedil;i kişiliklerde migrene daha sık rastlandığını s&ouml;yl&#252;yor. Migren hastalığının daha &ccedil;ok kadınlarda g&ouml;r&#252;ld&#252;ğ&#252;n&#252;, migrenlilerin titiz olduklanna dikkat &ccedil;eken uzmanlar.<br/></font></td></tr>
<tr>
<td class="bod" align="right" bgcolor="#fbfbfc" height="10"><font style="FONT-WEIGHT: 700; FONT-SIZE: 9pt" face="Arial"><br/>11/05/2009 <br/></font></td></tr>
<tr>
<td class="bod" align="right" height="10"></td></tr>
<tr>
<td class="bod"><font style="FONT-SIZE: 11pt" face="Arial"></font>
<p align="left"><font style="FONT-SIZE: 11pt" face="Arial"><img hspace="5" src="http://www.bitkiselhaber.com/resimler/haberler/72143.jpg" width="260" align="right" lowsrc="resimler/bos.gif" vspace="5" border="1"/> </font></p><font style="FONT-SIZE: 11pt" face="Arial">
<p align="justify">"İnsanlar migreni tedavisi m&#252;mk&#252;n olmayan bir hastalık olarak g&ouml;r&#252;yor. Oysa migren tedavisinde &ccedil;ok başarılı sonu&ccedil;lar alınıyor" uyansında bulunuyor.</p>
<p align="justify"><br/>Dr. Ali &Ouml;zkan, takıntılı ve m&#252;kemmeliyet&ccedil;i kişiliklerde migrene daha sık rastlandığını kaydetti. "Migren hastalan baş ağnsı ataklan nedeniyle ayda birka&ccedil; kez işe gedmeyebilirler, ancak işlerini m&#252;kemmel bir şekilde yaparlar. Aynı şekilde tedavilerini de &ccedil;ok iyi takip ederler, doktor s&ouml;z&#252; dinlerler" diyen Dr.&Ouml;zkan, ağn olunca hastalara sessiz ve karanlık bir odada dinlenmelerini &ouml;nerdiklerini kaydetti.</p>
<p align="justify"><br/>Uzm. Dr. Ali &Ouml;zkan. eıÜ&#252;skiden sıradan bir baş ağnsı olarak g&ouml;r&#252;len migren ağrısının.başlı başına n&ouml;rolojik bir hastalık olduğunun artık kabul edildiğini s&ouml;yledi. &Ouml;zkan, migren ağrısına beynimizin y&#252;zeyindeki damarların genişleyip daralması ve &ccedil;evre dokulardaki &ouml;demin yol a&ccedil;tığını vurgulayarak, "Başlıca karakteristik &ouml;zelliği belirli aralıklarla gelmesidir. Gen&ccedil; ve orta yaş grubunda y&#252;zde 20'ler gibi y&#252;ksek bir oranda g&ouml;r&#252;l&#252;r. Gen&ccedil; ve erişkin hastalığı olarak kabul edilen migren krizleri 45-50 yaşlarına kadar s&#252;rebilir. Ağn 4 ile 72 saat arası devam edebilir. Migren hastalannın b&#252;y&#252;k bir kısmının ortak &ouml;zellikleri; aşırı titiz, sinirli, &ccedil;ok dikkatli, zihni s&#252;rekli &ccedil;alışan, duygusal insanlar olmalandır" diye konuştu.</p>
<p align="justify"><br/><font color="#ff0000">Dr. Ali &Ouml;zkan, migrenin belirtilerini ş&ouml;yle sıraladı:</font></p>
<p align="justify">- Başın bir yansında ve g&ouml;z oyuluyor gibi zonklayarak seyreder.<br/>- Şakak ve ense ağnsı &ccedil;oğu vakada karakteristiktir.<br/>- Ağn &ouml;ncesi veya sonrası bulantı, kusma, ışığa ve sese tahamm&#252;ls&#252;zl&#252;k olabilir.<br/>- Hastanın huzuru ka&ccedil;ar ve rengi solabilir.<br/>- Alın ve y&#252;ze yayılan ağn nedeni ile sıklıkla sin&#252;zitle kanştınlır.<br/>- Krizlerin bir kısmında ağn başlamadan &ouml;nce (parlak ışık &ccedil;akmaları, zikzak g&ouml;r&#252;nt&#252;ler, el-y&#252;z ve kollarda hissedilen iğnelenmeler.<br/>uyuşma gibi) şikayetler olabilir.<br/>- Baş ağrısını bazı hastalar; geriyor, &ccedil;ekiyor.<br/>yanıyor, sızlıyor, sıkışıyor, &#252;ş&#252;yor, kaşınıyor.<br/>burgu ile oyuluyor, bı&ccedil;ak saplanıyor gibi değişik şekilde anlatmaya &ccedil;alışır.<br/>- Bazı hastalar ağımın geleceğini saatler &ouml;nce anlayabilirken, bazen de birden bire şiddetli bir ağn krizi ile kişinin hayatı alt &#252;st olabilir.</p></font></td></tr></tbody></table></p>]]></description>
			<content:encoded><![CDATA[
<p>
<table id="table1" style="BORDER-COLLAPSE: collapse" cellpadding="0" width="98%" border="0">
<tbody>
<tr>
<td class="bod" align="center" bgcolor="#fbfbfc" height="20"><font style="FONT-WEIGHT: 700; FONT-SIZE: 11pt" face="Arial">Uzmanlar, takıntılı ve m&#252;kemmeliyeti&ccedil;i kişiliklerde migrene daha sık rastlandığını s&ouml;yl&#252;yor. Migren hastalığının daha &ccedil;ok kadınlarda g&ouml;r&#252;ld&#252;ğ&#252;n&#252;, migrenlilerin titiz olduklanna dikkat &ccedil;eken uzmanlar.<br/></font></td></tr>
<tr>
<td class="bod" align="right" bgcolor="#fbfbfc" height="10"><font style="FONT-WEIGHT: 700; FONT-SIZE: 9pt" face="Arial"><br/>11/05/2009 <br/></font></td></tr>
<tr>
<td class="bod" align="right" height="10"></td></tr>
<tr>
<td class="bod"><font style="FONT-SIZE: 11pt" face="Arial"></font>
<p align="left"><font style="FONT-SIZE: 11pt" face="Arial"><img hspace="5" src="http://www.bitkiselhaber.com/resimler/haberler/72143.jpg" width="260" align="right" lowsrc="resimler/bos.gif" vspace="5" border="1"/> </font></p><font style="FONT-SIZE: 11pt" face="Arial">
<p align="justify">"İnsanlar migreni tedavisi m&#252;mk&#252;n olmayan bir hastalık olarak g&ouml;r&#252;yor. Oysa migren tedavisinde &ccedil;ok başarılı sonu&ccedil;lar alınıyor" uyansında bulunuyor.</p>
<p align="justify"><br/>Dr. Ali &Ouml;zkan, takıntılı ve m&#252;kemmeliyet&ccedil;i kişiliklerde migrene daha sık rastlandığını kaydetti. "Migren hastalan baş ağnsı ataklan nedeniyle ayda birka&ccedil; kez işe gedmeyebilirler, ancak işlerini m&#252;kemmel bir şekilde yaparlar. Aynı şekilde tedavilerini de &ccedil;ok iyi takip ederler, doktor s&ouml;z&#252; dinlerler" diyen Dr.&Ouml;zkan, ağn olunca hastalara sessiz ve karanlık bir odada dinlenmelerini &ouml;nerdiklerini kaydetti.</p>
<p align="justify"><br/>Uzm. Dr. Ali &Ouml;zkan. eıÜ&#252;skiden sıradan bir baş ağnsı olarak g&ouml;r&#252;len migren ağrısının.başlı başına n&ouml;rolojik bir hastalık olduğunun artık kabul edildiğini s&ouml;yledi. &Ouml;zkan, migren ağrısına beynimizin y&#252;zeyindeki damarların genişleyip daralması ve &ccedil;evre dokulardaki &ouml;demin yol a&ccedil;tığını vurgulayarak, "Başlıca karakteristik &ouml;zelliği belirli aralıklarla gelmesidir. Gen&ccedil; ve orta yaş grubunda y&#252;zde 20'ler gibi y&#252;ksek bir oranda g&ouml;r&#252;l&#252;r. Gen&ccedil; ve erişkin hastalığı olarak kabul edilen migren krizleri 45-50 yaşlarına kadar s&#252;rebilir. Ağn 4 ile 72 saat arası devam edebilir. Migren hastalannın b&#252;y&#252;k bir kısmının ortak &ouml;zellikleri; aşırı titiz, sinirli, &ccedil;ok dikkatli, zihni s&#252;rekli &ccedil;alışan, duygusal insanlar olmalandır" diye konuştu.</p>
<p align="justify"><br/><font color="#ff0000">Dr. Ali &Ouml;zkan, migrenin belirtilerini ş&ouml;yle sıraladı:</font></p>
<p align="justify">- Başın bir yansında ve g&ouml;z oyuluyor gibi zonklayarak seyreder.<br/>- Şakak ve ense ağnsı &ccedil;oğu vakada karakteristiktir.<br/>- Ağn &ouml;ncesi veya sonrası bulantı, kusma, ışığa ve sese tahamm&#252;ls&#252;zl&#252;k olabilir.<br/>- Hastanın huzuru ka&ccedil;ar ve rengi solabilir.<br/>- Alın ve y&#252;ze yayılan ağn nedeni ile sıklıkla sin&#252;zitle kanştınlır.<br/>- Krizlerin bir kısmında ağn başlamadan &ouml;nce (parlak ışık &ccedil;akmaları, zikzak g&ouml;r&#252;nt&#252;ler, el-y&#252;z ve kollarda hissedilen iğnelenmeler.<br/>uyuşma gibi) şikayetler olabilir.<br/>- Baş ağrısını bazı hastalar; geriyor, &ccedil;ekiyor.<br/>yanıyor, sızlıyor, sıkışıyor, &#252;ş&#252;yor, kaşınıyor.<br/>burgu ile oyuluyor, bı&ccedil;ak saplanıyor gibi değişik şekilde anlatmaya &ccedil;alışır.<br/>- Bazı hastalar ağımın geleceğini saatler &ouml;nce anlayabilirken, bazen de birden bire şiddetli bir ağn krizi ile kişinin hayatı alt &#252;st olabilir.</p></font></td></tr></tbody></table></p>]]></content:encoded>
		</item>
		<item>
			<title><![CDATA[Kadınların sağlığını garantileyen gıdalar  ]]></title>
			<link>http://www.kusursuzkadin.com/news/11/Kad%C4%B1nlar%C4%B1n-sa%C4%9Fl%C4%B1%C4%9F%C4%B1n%C4%B1-garantileyen-g%C4%B1dalar--.html</link>
			<pubDate>Fri, 07 Aug 2009 12:41:00 +0000</pubDate>
			<guid isPermaLink="false">http://www.kusursuzkadin.com/news/11/Kad%C4%B1nlar%C4%B1n-sa%C4%9Fl%C4%B1%C4%9F%C4%B1n%C4%B1-garantileyen-g%C4%B1dalar--.html</guid>
			<description><![CDATA[
<p>
<table id="table1" style="BORDER-COLLAPSE: collapse" cellpadding="0" width="98%" border="0">
<tbody>
<tr>
<td class="bod" align="center" bgcolor="#fbfbfc" height="20"><font style="FONT-WEIGHT: 700; FONT-SIZE: 11pt" face="Arial">Sağlıklı bir hayat i&ccedil;in kadınların yağsız yoğurt ile s&#252;t&#252;n yanı sıra domates, &ccedil;ilek gibi kırmızı sebze ve meyveleri bol bol t&#252;ketmesi &ouml;nerildi. </font></td></tr>
<tr>
<td class="bod" align="right" bgcolor="#fbfbfc" height="10"><font style="FONT-WEIGHT: 700; FONT-SIZE: 9pt" face="Arial"><br/>04/05/2009 <br/></font></td></tr>
<tr>
<td class="bod" align="right" height="10"></td></tr>
<tr>
<td class="bod"><font style="FONT-SIZE: 11pt" face="Arial"></font>
<p align="left"><font style="FONT-SIZE: 11pt" face="Arial"><img hspace="5" src="http://www.bitkiselhaber.com/resimler/haberler/71981.jpg" width="260" align="right" lowsrc="resimler/bos.gif" vspace="5" border="1"/> </font></p><font style="FONT-SIZE: 11pt" face="Arial">
<p align="justify">Beslenme ve Diyet Uzmanı Canan &Ouml;cal Kuzum, '&ouml;m&#252;r uzatan' s&#252;per gıdaları ş&ouml;yle sıraladı:<br/>* <font color="#ff0000">AZ YAĞLI YOĞURT:</font> Haftada &#252;&ccedil; kez t&#252;ketilen az yağlı yoğurdun kadınlarda g&ouml;ğ&#252;s kanseri riskini azalttığı yolunda g&ouml;r&#252;şler var. Yoğurt; kadınlarda mide &#252;lseri ve vajina enfeksiyonu risklerini azaltıyor.<br/>* <font color="#ff0000">YAĞLI BALIKLAR:</font> Somon, sardalye gibi balıklar, h&#252;cre zarını g&#252;&ccedil;lendirdikleri gibi, kalp hastalığı, hipertansiyon, depresyon, eklem ağrısı gibi rahatsızlıklara karşı korunmaya katkı sağlıyor. Haftada en az iki kez yenmesi &ouml;neriliyor.<br/>* <font color="#ff0000">KIRMIZI SEBZELER:</font> Kadınların domates, kan portakalı ve karpuz gibi likopen zengini gıdaları haftada &#252;&ccedil; kez t&#252;ketmeleri sağlıklarına sağlık katar. G&#252;&ccedil;l&#252; bir antioksidan olan likopenin meme kanseri riskini azalttığı da biliniyor.<br/>* <font color="#ff0000">YARIM YAĞLI SÜT:</font> Kalsiyumun kemiklere faydalı olabilmesi i&ccedil;in gereken D vitamini, kemik erimesini engelliyor. Yağsız s&#252;tte ve portakal suyunda bulunan bu vitamin; şeker hastalığı, MS, g&ouml;ğ&#252;s, kolon ve yumurtalık kanseri risklerini de azaltıyor. D vitaminin yumurtalık kanserini &ouml;nleme potansiyeli de var.<br/>* <font color="#ff0000">&Ccedil;İLEK VE B&Ouml;ĞÜRTLEN</font> &Ccedil;ilek, b&ouml;ğ&#252;rtlen, kızılcık ve ahududu gibi meyveler, h&#252;cre onarıcı olduğu bilinen 'antokyan' maddesi i&ccedil;erirler. C vitamini ve folik asit a&ccedil;ısından &ccedil;ok zengin olan bu meyveler, cildi yaşlanmaya karşı da koruyor. <br/>Fas&#252;lye:Kadınların haftada en az &#252;&ccedil; kez yemeleri gereken fasulye; kalp krizi ve g&ouml;ğ&#252;s kanseri riskini azaltıyor. Ayrıca kadınlık hormonlarının dengeli ve istikrarlı olmasına katkıda bulunuyor.</p></font></td></tr></tbody></table></p>]]></description>
			<content:encoded><![CDATA[
<p>
<table id="table1" style="BORDER-COLLAPSE: collapse" cellpadding="0" width="98%" border="0">
<tbody>
<tr>
<td class="bod" align="center" bgcolor="#fbfbfc" height="20"><font style="FONT-WEIGHT: 700; FONT-SIZE: 11pt" face="Arial">Sağlıklı bir hayat i&ccedil;in kadınların yağsız yoğurt ile s&#252;t&#252;n yanı sıra domates, &ccedil;ilek gibi kırmızı sebze ve meyveleri bol bol t&#252;ketmesi &ouml;nerildi. </font></td></tr>
<tr>
<td class="bod" align="right" bgcolor="#fbfbfc" height="10"><font style="FONT-WEIGHT: 700; FONT-SIZE: 9pt" face="Arial"><br/>04/05/2009 <br/></font></td></tr>
<tr>
<td class="bod" align="right" height="10"></td></tr>
<tr>
<td class="bod"><font style="FONT-SIZE: 11pt" face="Arial"></font>
<p align="left"><font style="FONT-SIZE: 11pt" face="Arial"><img hspace="5" src="http://www.bitkiselhaber.com/resimler/haberler/71981.jpg" width="260" align="right" lowsrc="resimler/bos.gif" vspace="5" border="1"/> </font></p><font style="FONT-SIZE: 11pt" face="Arial">
<p align="justify">Beslenme ve Diyet Uzmanı Canan &Ouml;cal Kuzum, '&ouml;m&#252;r uzatan' s&#252;per gıdaları ş&ouml;yle sıraladı:<br/>* <font color="#ff0000">AZ YAĞLI YOĞURT:</font> Haftada &#252;&ccedil; kez t&#252;ketilen az yağlı yoğurdun kadınlarda g&ouml;ğ&#252;s kanseri riskini azalttığı yolunda g&ouml;r&#252;şler var. Yoğurt; kadınlarda mide &#252;lseri ve vajina enfeksiyonu risklerini azaltıyor.<br/>* <font color="#ff0000">YAĞLI BALIKLAR:</font> Somon, sardalye gibi balıklar, h&#252;cre zarını g&#252;&ccedil;lendirdikleri gibi, kalp hastalığı, hipertansiyon, depresyon, eklem ağrısı gibi rahatsızlıklara karşı korunmaya katkı sağlıyor. Haftada en az iki kez yenmesi &ouml;neriliyor.<br/>* <font color="#ff0000">KIRMIZI SEBZELER:</font> Kadınların domates, kan portakalı ve karpuz gibi likopen zengini gıdaları haftada &#252;&ccedil; kez t&#252;ketmeleri sağlıklarına sağlık katar. G&#252;&ccedil;l&#252; bir antioksidan olan likopenin meme kanseri riskini azalttığı da biliniyor.<br/>* <font color="#ff0000">YARIM YAĞLI SÜT:</font> Kalsiyumun kemiklere faydalı olabilmesi i&ccedil;in gereken D vitamini, kemik erimesini engelliyor. Yağsız s&#252;tte ve portakal suyunda bulunan bu vitamin; şeker hastalığı, MS, g&ouml;ğ&#252;s, kolon ve yumurtalık kanseri risklerini de azaltıyor. D vitaminin yumurtalık kanserini &ouml;nleme potansiyeli de var.<br/>* <font color="#ff0000">&Ccedil;İLEK VE B&Ouml;ĞÜRTLEN</font> &Ccedil;ilek, b&ouml;ğ&#252;rtlen, kızılcık ve ahududu gibi meyveler, h&#252;cre onarıcı olduğu bilinen 'antokyan' maddesi i&ccedil;erirler. C vitamini ve folik asit a&ccedil;ısından &ccedil;ok zengin olan bu meyveler, cildi yaşlanmaya karşı da koruyor. <br/>Fas&#252;lye:Kadınların haftada en az &#252;&ccedil; kez yemeleri gereken fasulye; kalp krizi ve g&ouml;ğ&#252;s kanseri riskini azaltıyor. Ayrıca kadınlık hormonlarının dengeli ve istikrarlı olmasına katkıda bulunuyor.</p></font></td></tr></tbody></table></p>]]></content:encoded>
		</item>
		<item>
			<title><![CDATA[Regl ağrılarından kurtulmanın yolları ]]></title>
			<link>http://www.kusursuzkadin.com/news/10/Regl-a%C4%9Fr%C4%B1lar%C4%B1ndan-kurtulman%C4%B1n-yollar%C4%B1-.html</link>
			<pubDate>Fri, 07 Aug 2009 12:38:48 +0000</pubDate>
			<guid isPermaLink="false">http://www.kusursuzkadin.com/news/10/Regl-a%C4%9Fr%C4%B1lar%C4%B1ndan-kurtulman%C4%B1n-yollar%C4%B1-.html</guid>
			<description><![CDATA[
<p>
<table id="table1" style="BORDER-COLLAPSE: collapse" cellpadding="0" width="98%" border="0">
<tbody>
<tr>
<td class="bod" align="center" bgcolor="#fbfbfc" height="20"><font style="FONT-WEIGHT: 700; FONT-SIZE: 11pt" face="Arial">Regl &ouml;ncesi yaşanan sendrom, kadınların t&#252;m hayatını alt&#252;st ediyor. Bu d&ouml;nemde kadınlar daha sinirli, gergin olur, &ouml;dem y&#252;z&#252;nden şişkinlik yaşar. <br/></font></td></tr>
<tr>
<td class="bod" align="right" bgcolor="#fbfbfc" height="10"><font style="FONT-WEIGHT: 700; FONT-SIZE: 9pt" face="Arial"><br/>28/06/2009 <br/></font></td></tr>
<tr>
<td class="bod" align="right" height="10"></td></tr>
<tr>
<td class="bod"><font style="FONT-SIZE: 11pt" face="Arial"></font>
<p align="left"><font style="FONT-SIZE: 11pt" face="Arial"><img hspace="5" src="http://www.bitkiselhaber.com/resimler/haberler/73062.jpg" width="260" align="right" lowsrc="resimler/bos.gif" vspace="5" border="1"/> </font></p><font style="FONT-SIZE: 11pt" face="Arial">
<p align="justify">Regl &ouml;ncesi yaşanan sendrom, kadınların t&#252;m hayatını alt&#252;st ediyor. Bu d&ouml;nemde kadınlar daha sinirli, gergin olur, &ouml;dem y&#252;z&#252;nden şişkinlik yaşar. Reglken bol bol ıhlamur ve maydanoz t&#252;ketmek &ouml;demin atılmasını sağlar.</p>
<p align="justify"><br/>&Ccedil;ıldırtan regl ağrısına karşı tuzu azaltıp maydanoz yiyin</p>
<p align="justify">International Hospital'dan Kadın Hastalıkları ve Doğum Uzmanı Prof. Dr. İsmail &Ccedil;epni, kadınların &ccedil;ektiği regl ağrısıyla ilgili soruları yanıtladı:</p>
<p align="justify">- Her kadın regl d&ouml;nemini ağrılı mı ge&ccedil;irir?</p>
<p align="justify"><br/>Regl d&ouml;neminin ağrılı ge&ccedil;mesi 'dismenore' olarak adlandırılır. Yumurtlamanın oluştuğu regl d&#252;zeninin başlaması ile yaklaşık 17-18'inci yaşlarda dismenore de başlar. Ortalama olarak &#252;reme &ccedil;ağındaki, yani kendiliğinden regl g&ouml;rebilen kadınların y&#252;zde 40-60'ı regli ağrılı yaşar. Bu, gen&ccedil; yaşlarda daha fazladır. Batı &#252;lkelerinde yapılan &ccedil;alışmalarda 19 yaş civarındakilerin y&#252;zde 75'inin ağrılı regl g&ouml;rd&#252;ğ&#252; belirlenmiştir. Bunların y&#252;zde 17'si okula gidemeyecek kadar ızdırap &ccedil;eker. Yarısı &ccedil;ok ciddi ağrılar hisseder. Yaş ile birlikte sıklık azalır ve 40 yaşından sonra ciddi oranda d&#252;şer.</p>
<p align="justify">BİR &Ccedil;AY BARDAĞI KAN</p>
<p align="justify"><br/>- Regl d&ouml;neminde kadının v&#252;cudunda hangi fiziksel değişiklikler g&ouml;r&#252;l&#252;r?</p>
<p align="justify"><br/>Regl d&ouml;nemi yumurtlamadan yaklaşık 14 g&#252;n sonra başlar. &Ccedil;atlamış yumurta, eğer gebelik oluşmazsa işlevini kaybeder. Salgılanan hormonların azalması ile rahim i&ccedil;i doku beslenmesi bozulur ve buna bağlı olarak kanama ile d&ouml;k&#252;l&#252;r. İki-yedi g&#252;n s&#252;ren kanama ile en &ccedil;ok bir &ccedil;ay bardağı kadar kan kaybedilir. Rahim i&ccedil;indeki doku, bu s&#252;re i&ccedil;inde tamamen incelir. Ağrı yapan bazı maddeler salgılanır, bazen reglle birlikte rahim ile yumurtalıklar arasında bağlantı kuran ve karın i&ccedil;i boşluğa a&ccedil;ılan t&#252;plerden karın i&ccedil;ine de kan akar. Bu da ağrıya sebep olur.</p>
<p align="justify">- Regl d&ouml;neminde şiddetli ağrı duyan kadınlar, menopoz d&ouml;nemine kadar regllerini hep mi ağrılı yaşarlar?</p>
<p align="justify"><br/>Regl d&ouml;neminde ağrı duyulmasını ikiye ayırıyoruz. 'Primer dismenore' dediğimiz durumda, altta yatan organik bir neden belirlenemez. Bu durumda ağrı kesiciler, destek tedavileri, spor gibi daha &ccedil;ok ağrıyı azaltıcı &ouml;nlemler ile yetinmek zorundayız. Bu kadınlar 25 yaşından sonra daha az oranda ağrılı regl g&ouml;r&#252;rler. Bu, 40'lı yaşlara kadar azalarak devam eder. İkinci grup ise 'Sekonder dismenore'dir. Yani ağrıların altında organik bir neden yatar. O nedenin tedavisi ile sorun &ccedil;&ouml;z&#252;l&#252;r. Bu nedenler arasında; regl ile d&ouml;k&#252;len rahim i&ccedil;i dokunun rahim kasları arasına ya da dışına yerleşmesi, miyom, rahim ağzı darlığı ve o b&ouml;lgede tekrarlayan iltihap sayılabilir.</p>
<p align="justify">- Bazı kadınlar az ağrı &ccedil;eker, bazıları &ccedil;ok. Bu fark nereden kaynaklanıyor? Ağrı eşiğiyle mi ilgili?</p>
<p align="justify"><br/>Ağrı hissi g&ouml;recelidir. Kişisel farklar mevcut. Bunda; ağrı eşiği, dayanma g&#252;c&#252;, k&#252;lt&#252;r farkları, ağrının nedeni gibi etmenler etkilidir.</p>
<p align="justify">- Regl ağrılarının şiddetini belirleyen fakt&ouml;rler neler? Yeme i&ccedil;me, &ccedil;ok ayakta durma, aşırı stres, &ccedil;ok hareketli yaşam etkiler mi?</p>
<p align="justify"><br/>Ağrılı regl g&ouml;rmede ağrı şiddeti ile ilgili pek &ccedil;ok etken mevcut. Kişinin psikolojik durumu, beslenme alışkanlıkları, aşırı yorgunluk, aşırı stres gibi altta yatan diğer hastalıklar da etkili olur.</p>
<p align="justify">- Doğum yapan kadınlarda regl ağrısı daha az olur deniliyor. Bu bilimsel olarak doğru mu?</p>
<p align="justify"><br/>Doğum ile birlikte organik nedeni olmayan ağrı oranı azalır. Gebelik s&#252;resinde regl g&ouml;rmediği i&ccedil;in ağrı yoktur. Ancak altta yatan organik bir neden varsa, tedavi edilmeden ağrı ge&ccedil;mez.</p>
<p align="justify">FINDIK, FISTIK, ET, BALIK TÜKETİN KAS GÜ&Ccedil;LENDİRİCİ EGZERSİZ YAPIN</p>
<p align="justify"><br/>Şiddetli ağrıları gidermek i&ccedil;in, aşağıda yer alan &ouml;nerileri uygulayabilirsiniz...</p>
<p align="justify">- Ağrılı regl g&ouml;rmenin oluşmasını &ouml;nlemek m&#252;mk&#252;n değildir. Ağrı ancak doktorun size tavsiye edeceği ila&ccedil;lar kullanılarak hafifletilebilir.</p>
<p align="justify">- Eğer kişide regl kanamasından &ouml;nce baş ağrısı, karında şişlik gibi problemler oluyorsa reglden bir hafta &ouml;nce tuz kısıtlanmasına gidilebilir.</p>
<p align="justify">- Doğal idrar s&ouml;k&#252;c&#252; olan maydanoz, ıhlamur, kuşkonmaz gibi besinler bu d&ouml;nemde alınan &ouml;demi giderir.</p>
<p align="justify"><br/>Sıcak banyo iyi gelir</p>
<p align="justify">Orta dereceli b&ouml;lgesel sıcak uygulama iyi gelebilir. Bunun i&ccedil;in sıcak banyo ya da ayaklara sıcak uygulama &ouml;nerilir.</p>
<p align="justify">- Dikkat edilmesi gereken nokta, sıcak uygulamanın direkt karına yapılmamasıdır. &Ccedil;&#252;nk&#252; karın i&ccedil;erisinde bir iltihabi problem varsa, bu yayılabilir ve olduk&ccedil;a tehlikelidir.</p>
<p align="justify">- İyi beslenme ve bunun regl d&ouml;neminde de s&#252;rd&#252;r&#252;lmesi ağrıyı azaltmada etkilidir. B vitamini ve magnezyumdan zengin besinler bu d&ouml;nemde oluşan rahatsızlıkları ve ağrıyı gidermede yardımcı olur.</p>
<p align="justify">- Regl d&ouml;neminde; et, balık, karaciğer, kuru baklagiller, fındık, fıstık, susam gibi yağlı tohumlar, koyu yeşil yapraklı sebzeler ve &ouml;ğ&#252;t&#252;lmemiş tahıllar t&#252;ketilmelidir.</p>
<p align="justify">- Nefes ve kasları g&#252;&ccedil;lendirici egzersizler ağrıları kontrol eder. Ev ortamında yapılabilecek hafif egzersizler &ouml;nerilir.</p>
<p align="justify">- Masaj ağrıyı azaltmada etkili bir y&ouml;ntemdir. Ağrıyan b&ouml;lgenin altına yoğurma tarzında ritmik masaj uygulanırsa, ağrının algılanması azaltılabilir.</p>
<p align="justify">- D&#252;zenli uyku, gerginliği azaltacağından ağrıyı kontrol etmede işe yarar.</p>
<p align="justify">KADINLARIMIZ ACI &Ccedil;EKMEYİ KADER GİBİ KABULLENMİŞ</p>
<p align="justify">- Regl ağrısı nedeniyle polikliniğinize başvuru oranı yaklaşık olarak nedir?</p>
<p align="justify"><br/>Ülkemizde ağrılı reglle ilgili sağlıklı istatistik vermek zor. Polikliniğe ağrılı regl yakınması ile başvuran hasta oranımız y&#252;zde 10 kadar. Ancak biz "Regl sancınız oluyor mu?" diye sorduğumuzda d&#252;nya ortalama değerlerini yakalıyoruz. Kadınlarımız ağrılı regl g&ouml;rmeyi sanki kabullenmişler ve sormadık&ccedil;a s&ouml;ylemiyorlar. "Ağrı kesici alıyor musunuz?" diye sorulduğunda da almadıklarını ifade ediyorlar. Reglde ağrı &ccedil;ekmek kadermiş gibi g&ouml;r&#252;l&#252;yor. K&#252;lt&#252;rel etkenin burada &ouml;nemli olduğunu d&#252;ş&#252;n&#252;yorum.</p>
<p align="justify">- Regl d&ouml;neminden &ouml;nce mi ilaca başlamak doğru, yoksa regl sırasında mı başlanmalı?</p>
<p align="justify"><br/>Hekimin &ouml;nereceği tedaviye uyulmalı. Regl başlama bulguları ile birlikte daha etkili sonu&ccedil; alınabilir.</p>
<p align="justify">SİNİR AĞRIYI DAHA DA ARTIRIR</p>
<p align="justify">Regl d&ouml;neminden &ouml;nce kadınlar ağrıya karşı hangi &ouml;nlemleri alabilir?</p>
<p align="justify"><br/>- Regl kanaması &ouml;ncesinde ve esnasında kahve, &ccedil;ay, kola, &ccedil;ikolata gibi kafein i&ccedil;eren gıdalardan uzak durulmalı.</p>
<p align="justify">- Karın b&ouml;lgesine masaj yapılması olumlu etki yaratır.</p>
<p align="justify">- Aşırı yorgun, sinirli kişilerde regl sancısı daha fazla g&ouml;r&#252;l&#252;r. Bu nedenle kanama esnasında dinlenmek son derece &ouml;nemlidir.</p>
<p align="justify">- Kabızlığı olanlar bu sancıları daha şiddetli yaşarlar. Lifli gıdaların bol t&#252;ketilmesi kabızlığı &ouml;nler.</p>
<p align="justify">- Bol miktarda su i&ccedil;ilmesi, sigaradan uzak durulması, fazla miktarda alkol t&#252;ketilmemesi gibi basit ve kısa s&#252;reli &ouml;nlemler ile sancılı regl kanamaları biraz daha rahat ge&ccedil;irilebilir.</p>
<p align="justify">- Kadınların bu d&ouml;nemde uzun s&#252;re ayakta durmaktan ya da y&#252;r&#252;y&#252;ş yapmaktan ka&ccedil;ınması gerekir.</p>
<p align="justify"><br/>Kafeinli ve gazlı i&ccedil;eceklerden kesinlikle uzak durmalısınız</p>
<p align="justify">Tedavide ilk nokta, kadının regl sendromu konusunda bilgilendirilmesidir. Bunun bir hastalık olmadığını, tedavinin kendi yaşam kalitesini ve sağlığını artırmak i&ccedil;in verildiğini bilmesi gerekiyor. Hastaya, bu sendromdan kurtulması i&ccedil;in aşağıdakiler &ouml;nerilebilir...</p>
<p align="justify">&nbsp;</p>
<p align="justify">&nbsp;Sağlıklı bir beslenme &ouml;nemli. Daha az işlemden ge&ccedil;miş doğal yiyecekler, sebze, meyve t&#252;ketilmesi gerekiyor. Pirin&ccedil;, patates, yulaf gibi besinler, d&#252;ş&#252;k yağ oranlı beyaz etler, baklagiller, doymamış yağ karbonlarını i&ccedil;eren bitkisel yağlar, sağlıklı beslenmenin temelini oluşturuyor. Regl d&ouml;neminde buna daha da &ccedil;ok dikkat etmek gerekiyor.</p>
<p align="justify">- &Ccedil;ikolatadan, &ccedil;ok şekerli, tuzlu yiyeceklerden uzak durulması şart. Doğal isteğe karşı kan şekerini dengede tutmak lazım. &Ccedil;ikolata yenilince şeker y&#252;kseliyor ve sonra aniden d&#252;ş&#252;yor. V&#252;cut da bu ani artış ve azalmaya olumsuz tepki veriyor.</p>
<p align="justify">KOLA İ&Ccedil;İLMEMELİ</p>
<p align="justify">- &Ouml;zellikle regl &ouml;ncesi d&ouml;nemde kafein i&ccedil;eren ve gazlı i&ccedil;eceklerden uzak durulmalı, diyet kola bile i&ccedil;ilmemeli. Bol bol su i&ccedil;ilmeli.</p>
<p align="justify">- Kadına eşinin, arkadaş ve dostlarının anlayış ve desteği &ccedil;ok &ouml;nemli. Kadınlar bu zamanı kendilerine ayırmak istiyor. Ev işleri, &ccedil;ocuk bakımı, iş hayatının yoğunluğu nedeniyle hoşg&ouml;r&#252;l&#252; olmak gerek.</p>
<p align="justify">- İki tedavi se&ccedil;eneği var: Hormonal iniş ve &ccedil;ıkışların engellenmesi lazım. Bu, doğum kontrol haplarıyla sağlanıyor. Bu hapların kullanılışı &ccedil;ok &ouml;nemli. İki-&#252;&ccedil; aya yayılarak kullanılırsa belirtiler azalıyor. Her ay kullanmaya ve arada boşluk vermemeye dikkat!</p>
<p align="justify">- Hormonal tedavi uygun değilse ya da kadın bu konuda olumsuz d&#252;ş&#252;n&#252;yorsa; bu hormonal iniş &ccedil;ıkışların beyindeki etkisini kontrol altına almak i&ccedil;in serotonin maddesini artıran ila&ccedil;lar kullanılabilir.</p>
<p align="justify">- Fiziksel bulgulara y&ouml;nelik olmak &#252;zere de &ouml;zg&#252;n tedaviler verilebilir. G&ouml;ğ&#252;s sancısı, dolgunluğu i&ccedil;in doğal i&ccedil;erikli bir madde kullanılabilir. Bu, &ccedil;ok ileri boyutlardaysa ila&ccedil; da kullanılabilir.</p>
<p align="justify">- V&#252;cuttaki su toplanması ve &ouml;demle gelen kilo artışları, diyetle kontrol altına alınamıyorsa, doktor tarafından kontroll&#252; ila&ccedil; tedavisi de uygulanabilir.</p>
<p align="justify">REGL D&Ouml;NEMİ BELİRTİLERİ:</p>
<p align="justify"><br/>- Baş ağrısı</p>
<p align="justify"><br/>- G&ouml;ğ&#252;slerde hassasiyet ve dolgunluk hissi</p>
<p align="justify"><br/>- Karında şişkinlik ve ağrı</p>
<p align="justify"><br/>- V&#252;cutta &ouml;deme bağlı şişkinlik oluşması</p>
<p align="justify"><br/>- Tatlı ve tuzlu yeme isteği</p>
<p align="justify"><br/>- Ruhsal bir gerginlik hali</p>
<p align="justify"><br/>- Sabırsızlık</p>
<p align="justify"><br/>- Duygusal dalgalanmalar</p>
<p align="justify"><br/>- G&#252;lerken, bir anda ağlamak</p>
<p align="justify"><br/>- Hoşg&ouml;r&#252;s&#252;zl&#252;k</p>
<p align="justify"><br/>- Sinirli ve sert davranışlar</p>
<p align="justify">&nbsp;</p></font></td></tr></tbody></table></p>]]></description>
			<content:encoded><![CDATA[
<p>
<table id="table1" style="BORDER-COLLAPSE: collapse" cellpadding="0" width="98%" border="0">
<tbody>
<tr>
<td class="bod" align="center" bgcolor="#fbfbfc" height="20"><font style="FONT-WEIGHT: 700; FONT-SIZE: 11pt" face="Arial">Regl &ouml;ncesi yaşanan sendrom, kadınların t&#252;m hayatını alt&#252;st ediyor. Bu d&ouml;nemde kadınlar daha sinirli, gergin olur, &ouml;dem y&#252;z&#252;nden şişkinlik yaşar. <br/></font></td></tr>
<tr>
<td class="bod" align="right" bgcolor="#fbfbfc" height="10"><font style="FONT-WEIGHT: 700; FONT-SIZE: 9pt" face="Arial"><br/>28/06/2009 <br/></font></td></tr>
<tr>
<td class="bod" align="right" height="10"></td></tr>
<tr>
<td class="bod"><font style="FONT-SIZE: 11pt" face="Arial"></font>
<p align="left"><font style="FONT-SIZE: 11pt" face="Arial"><img hspace="5" src="http://www.bitkiselhaber.com/resimler/haberler/73062.jpg" width="260" align="right" lowsrc="resimler/bos.gif" vspace="5" border="1"/> </font></p><font style="FONT-SIZE: 11pt" face="Arial">
<p align="justify">Regl &ouml;ncesi yaşanan sendrom, kadınların t&#252;m hayatını alt&#252;st ediyor. Bu d&ouml;nemde kadınlar daha sinirli, gergin olur, &ouml;dem y&#252;z&#252;nden şişkinlik yaşar. Reglken bol bol ıhlamur ve maydanoz t&#252;ketmek &ouml;demin atılmasını sağlar.</p>
<p align="justify"><br/>&Ccedil;ıldırtan regl ağrısına karşı tuzu azaltıp maydanoz yiyin</p>
<p align="justify">International Hospital'dan Kadın Hastalıkları ve Doğum Uzmanı Prof. Dr. İsmail &Ccedil;epni, kadınların &ccedil;ektiği regl ağrısıyla ilgili soruları yanıtladı:</p>
<p align="justify">- Her kadın regl d&ouml;nemini ağrılı mı ge&ccedil;irir?</p>
<p align="justify"><br/>Regl d&ouml;neminin ağrılı ge&ccedil;mesi 'dismenore' olarak adlandırılır. Yumurtlamanın oluştuğu regl d&#252;zeninin başlaması ile yaklaşık 17-18'inci yaşlarda dismenore de başlar. Ortalama olarak &#252;reme &ccedil;ağındaki, yani kendiliğinden regl g&ouml;rebilen kadınların y&#252;zde 40-60'ı regli ağrılı yaşar. Bu, gen&ccedil; yaşlarda daha fazladır. Batı &#252;lkelerinde yapılan &ccedil;alışmalarda 19 yaş civarındakilerin y&#252;zde 75'inin ağrılı regl g&ouml;rd&#252;ğ&#252; belirlenmiştir. Bunların y&#252;zde 17'si okula gidemeyecek kadar ızdırap &ccedil;eker. Yarısı &ccedil;ok ciddi ağrılar hisseder. Yaş ile birlikte sıklık azalır ve 40 yaşından sonra ciddi oranda d&#252;şer.</p>
<p align="justify">BİR &Ccedil;AY BARDAĞI KAN</p>
<p align="justify"><br/>- Regl d&ouml;neminde kadının v&#252;cudunda hangi fiziksel değişiklikler g&ouml;r&#252;l&#252;r?</p>
<p align="justify"><br/>Regl d&ouml;nemi yumurtlamadan yaklaşık 14 g&#252;n sonra başlar. &Ccedil;atlamış yumurta, eğer gebelik oluşmazsa işlevini kaybeder. Salgılanan hormonların azalması ile rahim i&ccedil;i doku beslenmesi bozulur ve buna bağlı olarak kanama ile d&ouml;k&#252;l&#252;r. İki-yedi g&#252;n s&#252;ren kanama ile en &ccedil;ok bir &ccedil;ay bardağı kadar kan kaybedilir. Rahim i&ccedil;indeki doku, bu s&#252;re i&ccedil;inde tamamen incelir. Ağrı yapan bazı maddeler salgılanır, bazen reglle birlikte rahim ile yumurtalıklar arasında bağlantı kuran ve karın i&ccedil;i boşluğa a&ccedil;ılan t&#252;plerden karın i&ccedil;ine de kan akar. Bu da ağrıya sebep olur.</p>
<p align="justify">- Regl d&ouml;neminde şiddetli ağrı duyan kadınlar, menopoz d&ouml;nemine kadar regllerini hep mi ağrılı yaşarlar?</p>
<p align="justify"><br/>Regl d&ouml;neminde ağrı duyulmasını ikiye ayırıyoruz. 'Primer dismenore' dediğimiz durumda, altta yatan organik bir neden belirlenemez. Bu durumda ağrı kesiciler, destek tedavileri, spor gibi daha &ccedil;ok ağrıyı azaltıcı &ouml;nlemler ile yetinmek zorundayız. Bu kadınlar 25 yaşından sonra daha az oranda ağrılı regl g&ouml;r&#252;rler. Bu, 40'lı yaşlara kadar azalarak devam eder. İkinci grup ise 'Sekonder dismenore'dir. Yani ağrıların altında organik bir neden yatar. O nedenin tedavisi ile sorun &ccedil;&ouml;z&#252;l&#252;r. Bu nedenler arasında; regl ile d&ouml;k&#252;len rahim i&ccedil;i dokunun rahim kasları arasına ya da dışına yerleşmesi, miyom, rahim ağzı darlığı ve o b&ouml;lgede tekrarlayan iltihap sayılabilir.</p>
<p align="justify">- Bazı kadınlar az ağrı &ccedil;eker, bazıları &ccedil;ok. Bu fark nereden kaynaklanıyor? Ağrı eşiğiyle mi ilgili?</p>
<p align="justify"><br/>Ağrı hissi g&ouml;recelidir. Kişisel farklar mevcut. Bunda; ağrı eşiği, dayanma g&#252;c&#252;, k&#252;lt&#252;r farkları, ağrının nedeni gibi etmenler etkilidir.</p>
<p align="justify">- Regl ağrılarının şiddetini belirleyen fakt&ouml;rler neler? Yeme i&ccedil;me, &ccedil;ok ayakta durma, aşırı stres, &ccedil;ok hareketli yaşam etkiler mi?</p>
<p align="justify"><br/>Ağrılı regl g&ouml;rmede ağrı şiddeti ile ilgili pek &ccedil;ok etken mevcut. Kişinin psikolojik durumu, beslenme alışkanlıkları, aşırı yorgunluk, aşırı stres gibi altta yatan diğer hastalıklar da etkili olur.</p>
<p align="justify">- Doğum yapan kadınlarda regl ağrısı daha az olur deniliyor. Bu bilimsel olarak doğru mu?</p>
<p align="justify"><br/>Doğum ile birlikte organik nedeni olmayan ağrı oranı azalır. Gebelik s&#252;resinde regl g&ouml;rmediği i&ccedil;in ağrı yoktur. Ancak altta yatan organik bir neden varsa, tedavi edilmeden ağrı ge&ccedil;mez.</p>
<p align="justify">FINDIK, FISTIK, ET, BALIK TÜKETİN KAS GÜ&Ccedil;LENDİRİCİ EGZERSİZ YAPIN</p>
<p align="justify"><br/>Şiddetli ağrıları gidermek i&ccedil;in, aşağıda yer alan &ouml;nerileri uygulayabilirsiniz...</p>
<p align="justify">- Ağrılı regl g&ouml;rmenin oluşmasını &ouml;nlemek m&#252;mk&#252;n değildir. Ağrı ancak doktorun size tavsiye edeceği ila&ccedil;lar kullanılarak hafifletilebilir.</p>
<p align="justify">- Eğer kişide regl kanamasından &ouml;nce baş ağrısı, karında şişlik gibi problemler oluyorsa reglden bir hafta &ouml;nce tuz kısıtlanmasına gidilebilir.</p>
<p align="justify">- Doğal idrar s&ouml;k&#252;c&#252; olan maydanoz, ıhlamur, kuşkonmaz gibi besinler bu d&ouml;nemde alınan &ouml;demi giderir.</p>
<p align="justify"><br/>Sıcak banyo iyi gelir</p>
<p align="justify">Orta dereceli b&ouml;lgesel sıcak uygulama iyi gelebilir. Bunun i&ccedil;in sıcak banyo ya da ayaklara sıcak uygulama &ouml;nerilir.</p>
<p align="justify">- Dikkat edilmesi gereken nokta, sıcak uygulamanın direkt karına yapılmamasıdır. &Ccedil;&#252;nk&#252; karın i&ccedil;erisinde bir iltihabi problem varsa, bu yayılabilir ve olduk&ccedil;a tehlikelidir.</p>
<p align="justify">- İyi beslenme ve bunun regl d&ouml;neminde de s&#252;rd&#252;r&#252;lmesi ağrıyı azaltmada etkilidir. B vitamini ve magnezyumdan zengin besinler bu d&ouml;nemde oluşan rahatsızlıkları ve ağrıyı gidermede yardımcı olur.</p>
<p align="justify">- Regl d&ouml;neminde; et, balık, karaciğer, kuru baklagiller, fındık, fıstık, susam gibi yağlı tohumlar, koyu yeşil yapraklı sebzeler ve &ouml;ğ&#252;t&#252;lmemiş tahıllar t&#252;ketilmelidir.</p>
<p align="justify">- Nefes ve kasları g&#252;&ccedil;lendirici egzersizler ağrıları kontrol eder. Ev ortamında yapılabilecek hafif egzersizler &ouml;nerilir.</p>
<p align="justify">- Masaj ağrıyı azaltmada etkili bir y&ouml;ntemdir. Ağrıyan b&ouml;lgenin altına yoğurma tarzında ritmik masaj uygulanırsa, ağrının algılanması azaltılabilir.</p>
<p align="justify">- D&#252;zenli uyku, gerginliği azaltacağından ağrıyı kontrol etmede işe yarar.</p>
<p align="justify">KADINLARIMIZ ACI &Ccedil;EKMEYİ KADER GİBİ KABULLENMİŞ</p>
<p align="justify">- Regl ağrısı nedeniyle polikliniğinize başvuru oranı yaklaşık olarak nedir?</p>
<p align="justify"><br/>Ülkemizde ağrılı reglle ilgili sağlıklı istatistik vermek zor. Polikliniğe ağrılı regl yakınması ile başvuran hasta oranımız y&#252;zde 10 kadar. Ancak biz "Regl sancınız oluyor mu?" diye sorduğumuzda d&#252;nya ortalama değerlerini yakalıyoruz. Kadınlarımız ağrılı regl g&ouml;rmeyi sanki kabullenmişler ve sormadık&ccedil;a s&ouml;ylemiyorlar. "Ağrı kesici alıyor musunuz?" diye sorulduğunda da almadıklarını ifade ediyorlar. Reglde ağrı &ccedil;ekmek kadermiş gibi g&ouml;r&#252;l&#252;yor. K&#252;lt&#252;rel etkenin burada &ouml;nemli olduğunu d&#252;ş&#252;n&#252;yorum.</p>
<p align="justify">- Regl d&ouml;neminden &ouml;nce mi ilaca başlamak doğru, yoksa regl sırasında mı başlanmalı?</p>
<p align="justify"><br/>Hekimin &ouml;nereceği tedaviye uyulmalı. Regl başlama bulguları ile birlikte daha etkili sonu&ccedil; alınabilir.</p>
<p align="justify">SİNİR AĞRIYI DAHA DA ARTIRIR</p>
<p align="justify">Regl d&ouml;neminden &ouml;nce kadınlar ağrıya karşı hangi &ouml;nlemleri alabilir?</p>
<p align="justify"><br/>- Regl kanaması &ouml;ncesinde ve esnasında kahve, &ccedil;ay, kola, &ccedil;ikolata gibi kafein i&ccedil;eren gıdalardan uzak durulmalı.</p>
<p align="justify">- Karın b&ouml;lgesine masaj yapılması olumlu etki yaratır.</p>
<p align="justify">- Aşırı yorgun, sinirli kişilerde regl sancısı daha fazla g&ouml;r&#252;l&#252;r. Bu nedenle kanama esnasında dinlenmek son derece &ouml;nemlidir.</p>
<p align="justify">- Kabızlığı olanlar bu sancıları daha şiddetli yaşarlar. Lifli gıdaların bol t&#252;ketilmesi kabızlığı &ouml;nler.</p>
<p align="justify">- Bol miktarda su i&ccedil;ilmesi, sigaradan uzak durulması, fazla miktarda alkol t&#252;ketilmemesi gibi basit ve kısa s&#252;reli &ouml;nlemler ile sancılı regl kanamaları biraz daha rahat ge&ccedil;irilebilir.</p>
<p align="justify">- Kadınların bu d&ouml;nemde uzun s&#252;re ayakta durmaktan ya da y&#252;r&#252;y&#252;ş yapmaktan ka&ccedil;ınması gerekir.</p>
<p align="justify"><br/>Kafeinli ve gazlı i&ccedil;eceklerden kesinlikle uzak durmalısınız</p>
<p align="justify">Tedavide ilk nokta, kadının regl sendromu konusunda bilgilendirilmesidir. Bunun bir hastalık olmadığını, tedavinin kendi yaşam kalitesini ve sağlığını artırmak i&ccedil;in verildiğini bilmesi gerekiyor. Hastaya, bu sendromdan kurtulması i&ccedil;in aşağıdakiler &ouml;nerilebilir...</p>
<p align="justify">&nbsp;</p>
<p align="justify">&nbsp;Sağlıklı bir beslenme &ouml;nemli. Daha az işlemden ge&ccedil;miş doğal yiyecekler, sebze, meyve t&#252;ketilmesi gerekiyor. Pirin&ccedil;, patates, yulaf gibi besinler, d&#252;ş&#252;k yağ oranlı beyaz etler, baklagiller, doymamış yağ karbonlarını i&ccedil;eren bitkisel yağlar, sağlıklı beslenmenin temelini oluşturuyor. Regl d&ouml;neminde buna daha da &ccedil;ok dikkat etmek gerekiyor.</p>
<p align="justify">- &Ccedil;ikolatadan, &ccedil;ok şekerli, tuzlu yiyeceklerden uzak durulması şart. Doğal isteğe karşı kan şekerini dengede tutmak lazım. &Ccedil;ikolata yenilince şeker y&#252;kseliyor ve sonra aniden d&#252;ş&#252;yor. V&#252;cut da bu ani artış ve azalmaya olumsuz tepki veriyor.</p>
<p align="justify">KOLA İ&Ccedil;İLMEMELİ</p>
<p align="justify">- &Ouml;zellikle regl &ouml;ncesi d&ouml;nemde kafein i&ccedil;eren ve gazlı i&ccedil;eceklerden uzak durulmalı, diyet kola bile i&ccedil;ilmemeli. Bol bol su i&ccedil;ilmeli.</p>
<p align="justify">- Kadına eşinin, arkadaş ve dostlarının anlayış ve desteği &ccedil;ok &ouml;nemli. Kadınlar bu zamanı kendilerine ayırmak istiyor. Ev işleri, &ccedil;ocuk bakımı, iş hayatının yoğunluğu nedeniyle hoşg&ouml;r&#252;l&#252; olmak gerek.</p>
<p align="justify">- İki tedavi se&ccedil;eneği var: Hormonal iniş ve &ccedil;ıkışların engellenmesi lazım. Bu, doğum kontrol haplarıyla sağlanıyor. Bu hapların kullanılışı &ccedil;ok &ouml;nemli. İki-&#252;&ccedil; aya yayılarak kullanılırsa belirtiler azalıyor. Her ay kullanmaya ve arada boşluk vermemeye dikkat!</p>
<p align="justify">- Hormonal tedavi uygun değilse ya da kadın bu konuda olumsuz d&#252;ş&#252;n&#252;yorsa; bu hormonal iniş &ccedil;ıkışların beyindeki etkisini kontrol altına almak i&ccedil;in serotonin maddesini artıran ila&ccedil;lar kullanılabilir.</p>
<p align="justify">- Fiziksel bulgulara y&ouml;nelik olmak &#252;zere de &ouml;zg&#252;n tedaviler verilebilir. G&ouml;ğ&#252;s sancısı, dolgunluğu i&ccedil;in doğal i&ccedil;erikli bir madde kullanılabilir. Bu, &ccedil;ok ileri boyutlardaysa ila&ccedil; da kullanılabilir.</p>
<p align="justify">- V&#252;cuttaki su toplanması ve &ouml;demle gelen kilo artışları, diyetle kontrol altına alınamıyorsa, doktor tarafından kontroll&#252; ila&ccedil; tedavisi de uygulanabilir.</p>
<p align="justify">REGL D&Ouml;NEMİ BELİRTİLERİ:</p>
<p align="justify"><br/>- Baş ağrısı</p>
<p align="justify"><br/>- G&ouml;ğ&#252;slerde hassasiyet ve dolgunluk hissi</p>
<p align="justify"><br/>- Karında şişkinlik ve ağrı</p>
<p align="justify"><br/>- V&#252;cutta &ouml;deme bağlı şişkinlik oluşması</p>
<p align="justify"><br/>- Tatlı ve tuzlu yeme isteği</p>
<p align="justify"><br/>- Ruhsal bir gerginlik hali</p>
<p align="justify"><br/>- Sabırsızlık</p>
<p align="justify"><br/>- Duygusal dalgalanmalar</p>
<p align="justify"><br/>- G&#252;lerken, bir anda ağlamak</p>
<p align="justify"><br/>- Hoşg&ouml;r&#252;s&#252;zl&#252;k</p>
<p align="justify"><br/>- Sinirli ve sert davranışlar</p>
<p align="justify">&nbsp;</p></font></td></tr></tbody></table></p>]]></content:encoded>
		</item>
		<item>
			<title><![CDATA[Kadınların derdi göğüsler  ]]></title>
			<link>http://www.kusursuzkadin.com/news/9/Kad%C4%B1nlar%C4%B1n-derdi-g%C3%B6%C4%9F%C3%BCsler--.html</link>
			<pubDate>Fri, 07 Aug 2009 12:32:54 +0000</pubDate>
			<guid isPermaLink="false">http://www.kusursuzkadin.com/news/9/Kad%C4%B1nlar%C4%B1n-derdi-g%C3%B6%C4%9F%C3%BCsler--.html</guid>
			<description><![CDATA[
<p>
<table id="table1" style="BORDER-COLLAPSE: collapse" cellpadding="0" width="98%" border="0">
<tbody>
<tr>
<td class="bod" align="center" bgcolor="#fbfbfc" height="20"><font style="FONT-WEIGHT: 700; FONT-SIZE: 11pt" face="Arial">Genel ge&ccedil;er kuraldır; b&#252;y&#252;k g&ouml;ğ&#252;sl&#252; kadınlar 'b&#252;y&#252;kl&#252;ğ&#252;nden', k&#252;&ccedil;&#252;k g&ouml;ğ&#252;sl&#252; kadınlar 'k&#252;&ccedil;&#252;kl&#252;ğ&#252;nden' şikayet eder. </font></td></tr>
<tr>
<td class="bod" align="right" bgcolor="#fbfbfc" height="10"><font style="FONT-WEIGHT: 700; FONT-SIZE: 9pt" face="Arial"><br/>02/07/2009 <br/></font></td></tr>
<tr>
<td class="bod" align="right" height="10"></td></tr>
<tr>
<td class="bod"><font style="FONT-SIZE: 11pt" face="Arial"></font>
<p align="left"><font style="FONT-SIZE: 11pt" face="Arial"><img hspace="5" src="http://www.bitkiselhaber.com/resimler/haberler/73131.jpg" width="260" align="right" lowsrc="resimler/bos.gif" vspace="5" border="1"/> </font></p><font style="FONT-SIZE: 11pt" face="Arial">
<p align="justify">Kimi sarkık ve yumuşak olmasından rahatsızdır, kimi de farklı boyutlarda olmasından... Kadınların g&ouml;ğ&#252;sleriyle derdi hi&ccedil; bitmez. T&#252;m şikayetlerini genelde sutyenle kamufle etmeye &ccedil;alışırlar. Daha cesaretli olanlar da estetik yaptırmaya koşarlar. Cosmopolitan dergisi estetik &ouml;ncesi, kadınların sorunlarına &ccedil;are aradı. İşte en &ccedil;ok şikayet edilen durumlar ve &ccedil;&ouml;z&#252;mler...</p>
<p align="justify">Sarkık ve yumuşaksa destekli sutyen takın <br/>G&ouml;ğ&#252;slerin doğal hali yumuşak ve biraz da sarkıktır. Ama sizinkilerin ger&ccedil;ekten &ccedil;ok yumuşak olduğunu d&#252;ş&#252;n&#252;yorsanız, g&ouml;ğ&#252;slerinizde fazla yağ birikmiş olabilir. Emzirmek, kilo kaybı ve doğru sutyen kullanmamak, sarkmayı hızlandırır. Ayarlanabilir askıları ve alttan desteği olan sutyenler, g&ouml;ğ&#252;slerinizdeki ağırlığı taşımaya yardımcı olur.</p>
<p align="justify">Huni olanlara balenli sutyen <br/>Aynen y&#252;z ve v&#252;cutta olduğu gibi, g&ouml;ğ&#252;slerin de bir&ccedil;ok değişik şekli vardır ve sahip olduğunuz g&ouml;ğ&#252;s şeklini değiştirmek i&ccedil;in yapabileceğiniz hi&ccedil;bir şey yoktur. Ama doğru sutyen kullanarak, daha iyi g&ouml;r&#252;nmelerini sağlayabilirsiniz. Kalıplı ve şekilli bir sutyen giyerek, g&ouml;ğ&#252;slerinizin şeklinin farklı g&ouml;r&#252;nmesini sağlayabilirsiniz. &Ouml;zellikle balenli sutyenler, huni şeklinde olan g&ouml;ğ&#252;slerinizi daha yuvarlak g&ouml;sterecektir.</p>
<p align="justify">"Kaşınıyorsa nemlendirici</p>
<p align="justify">G&ouml;ğ&#252;slerim &ccedil;ok kaşınıyor" diyorsanız, &ccedil;&ouml;z&#252;m basit! Duştan sonra v&#252;cut losyonu s&#252;rmek, cildinizi nemlendirir ve cildin kuru olmasından kaynaklanan kaşıntıyı &ouml;nler. V&#252;cudunuzun doğal nemini alan kumaşlardan uzak durmalısınız. Ama ciltte kaşıntı ve kızarıklık, bir alerjinin belirtileri de olabilir. Kullandığınız deterjan ve sabunu değiştirebilirsiniz. <br/>Kahve yumru yapabilir</p>
<p align="justify">B&#252;t&#252;n g&ouml;ğ&#252;slerde yumrular vardır ve &ouml;zellikle kist oluşumuna duyarlı g&ouml;ğ&#252;sler adet &ouml;ncesi d&ouml;nemde şişer ve ağrı oluşabilir. Kafein v&#252;cutta su tuttuğu i&ccedil;in adet &ouml;ncesi kahve i&ccedil;meyi azaltarak, şişkinliklere engel olabilirsiniz. Adet d&ouml;neminde şişkinlik ge&ccedil;mezse doktora gidin.</p></font></td></tr></tbody></table></p>]]></description>
			<content:encoded><![CDATA[
<p>
<table id="table1" style="BORDER-COLLAPSE: collapse" cellpadding="0" width="98%" border="0">
<tbody>
<tr>
<td class="bod" align="center" bgcolor="#fbfbfc" height="20"><font style="FONT-WEIGHT: 700; FONT-SIZE: 11pt" face="Arial">Genel ge&ccedil;er kuraldır; b&#252;y&#252;k g&ouml;ğ&#252;sl&#252; kadınlar 'b&#252;y&#252;kl&#252;ğ&#252;nden', k&#252;&ccedil;&#252;k g&ouml;ğ&#252;sl&#252; kadınlar 'k&#252;&ccedil;&#252;kl&#252;ğ&#252;nden' şikayet eder. </font></td></tr>
<tr>
<td class="bod" align="right" bgcolor="#fbfbfc" height="10"><font style="FONT-WEIGHT: 700; FONT-SIZE: 9pt" face="Arial"><br/>02/07/2009 <br/></font></td></tr>
<tr>
<td class="bod" align="right" height="10"></td></tr>
<tr>
<td class="bod"><font style="FONT-SIZE: 11pt" face="Arial"></font>
<p align="left"><font style="FONT-SIZE: 11pt" face="Arial"><img hspace="5" src="http://www.bitkiselhaber.com/resimler/haberler/73131.jpg" width="260" align="right" lowsrc="resimler/bos.gif" vspace="5" border="1"/> </font></p><font style="FONT-SIZE: 11pt" face="Arial">
<p align="justify">Kimi sarkık ve yumuşak olmasından rahatsızdır, kimi de farklı boyutlarda olmasından... Kadınların g&ouml;ğ&#252;sleriyle derdi hi&ccedil; bitmez. T&#252;m şikayetlerini genelde sutyenle kamufle etmeye &ccedil;alışırlar. Daha cesaretli olanlar da estetik yaptırmaya koşarlar. Cosmopolitan dergisi estetik &ouml;ncesi, kadınların sorunlarına &ccedil;are aradı. İşte en &ccedil;ok şikayet edilen durumlar ve &ccedil;&ouml;z&#252;mler...</p>
<p align="justify">Sarkık ve yumuşaksa destekli sutyen takın <br/>G&ouml;ğ&#252;slerin doğal hali yumuşak ve biraz da sarkıktır. Ama sizinkilerin ger&ccedil;ekten &ccedil;ok yumuşak olduğunu d&#252;ş&#252;n&#252;yorsanız, g&ouml;ğ&#252;slerinizde fazla yağ birikmiş olabilir. Emzirmek, kilo kaybı ve doğru sutyen kullanmamak, sarkmayı hızlandırır. Ayarlanabilir askıları ve alttan desteği olan sutyenler, g&ouml;ğ&#252;slerinizdeki ağırlığı taşımaya yardımcı olur.</p>
<p align="justify">Huni olanlara balenli sutyen <br/>Aynen y&#252;z ve v&#252;cutta olduğu gibi, g&ouml;ğ&#252;slerin de bir&ccedil;ok değişik şekli vardır ve sahip olduğunuz g&ouml;ğ&#252;s şeklini değiştirmek i&ccedil;in yapabileceğiniz hi&ccedil;bir şey yoktur. Ama doğru sutyen kullanarak, daha iyi g&ouml;r&#252;nmelerini sağlayabilirsiniz. Kalıplı ve şekilli bir sutyen giyerek, g&ouml;ğ&#252;slerinizin şeklinin farklı g&ouml;r&#252;nmesini sağlayabilirsiniz. &Ouml;zellikle balenli sutyenler, huni şeklinde olan g&ouml;ğ&#252;slerinizi daha yuvarlak g&ouml;sterecektir.</p>
<p align="justify">"Kaşınıyorsa nemlendirici</p>
<p align="justify">G&ouml;ğ&#252;slerim &ccedil;ok kaşınıyor" diyorsanız, &ccedil;&ouml;z&#252;m basit! Duştan sonra v&#252;cut losyonu s&#252;rmek, cildinizi nemlendirir ve cildin kuru olmasından kaynaklanan kaşıntıyı &ouml;nler. V&#252;cudunuzun doğal nemini alan kumaşlardan uzak durmalısınız. Ama ciltte kaşıntı ve kızarıklık, bir alerjinin belirtileri de olabilir. Kullandığınız deterjan ve sabunu değiştirebilirsiniz. <br/>Kahve yumru yapabilir</p>
<p align="justify">B&#252;t&#252;n g&ouml;ğ&#252;slerde yumrular vardır ve &ouml;zellikle kist oluşumuna duyarlı g&ouml;ğ&#252;sler adet &ouml;ncesi d&ouml;nemde şişer ve ağrı oluşabilir. Kafein v&#252;cutta su tuttuğu i&ccedil;in adet &ouml;ncesi kahve i&ccedil;meyi azaltarak, şişkinliklere engel olabilirsiniz. Adet d&ouml;neminde şişkinlik ge&ccedil;mezse doktora gidin.</p></font></td></tr></tbody></table></p>]]></content:encoded>
		</item>
		<item>
			<title><![CDATA[Avokado Hücreleri Yeniliyor]]></title>
			<link>http://www.kusursuzkadin.com/news/8/Avokado-H%C3%BCcreleri-Yeniliyor.html</link>
			<pubDate>Fri, 07 Aug 2009 12:29:44 +0000</pubDate>
			<guid isPermaLink="false">http://www.kusursuzkadin.com/news/8/Avokado-H%C3%BCcreleri-Yeniliyor.html</guid>
			<description><![CDATA[
<p>
<table id="table1" style="BORDER-COLLAPSE: collapse" cellpadding="0" width="98%" border="0">
<tbody>
<tr>
<td class="bod" align="center" bgcolor="#fbfbfc" height="20"><font style="FONT-WEIGHT: 700; FONT-SIZE: 11pt" face="Arial">Avokadoda bulunan 14 mineral h&#252;cre yenilenmesini sağlamakta. Dolayısıyla yaşlanmaya neden olan zararlı toksinleri v&#252;cuttan atarak yaşlanmayı yavaşlatmakta ve cildi yıllara karşı korumaktadır.<br/><br/></font></td></tr>
<tr>
<td class="bod" align="right" bgcolor="#fbfbfc" height="10"><font style="FONT-WEIGHT: 700; FONT-SIZE: 9pt" face="Arial"><br/>03/08/2009 <br/></font></td></tr>
<tr>
<td class="bod" align="right" height="10"></td></tr>
<tr>
<td class="bod"><font style="FONT-SIZE: 11pt" face="Arial"></font>
<p align="left"><font style="FONT-SIZE: 11pt" face="Arial"><img hspace="5" src="http://www.bitkiselhaber.com/resimler/haberler/73605.jpg" width="260" align="right" lowsrc="resimler/bos.gif" vspace="5" border="1"/> </font></p><font style="FONT-SIZE: 11pt" face="Arial">
<p align="justify">* Avokado % 30 oranında barındırdığı doymamış yağ miktarı nedeniyle v&#252;cuttaki kolestrol&#252;n artmasını &ouml;nler. Kalp ve damar hastalıklarında doğal bir şifa kaynağıdır. Ülser &#252;zerinde iyileştirici etkiye sahiptir.</p>
<p align="justify">* Avokadonun i&ccedil;inde A, B1, B2, B3, B6, C, E, K vitaminleri, fosfor, magnezyum, demir, potasyum, kalsiyum ve &ccedil;inko gibi mineraller bulunmaktadır.</p>
<p align="justify">* Aynı zamanda mutluluk hormonu olan seratoninden &ouml;t&#252;r&#252; ruh sağlığımıza da en az beden sağlığımıza olduğu kadar faydalıdır. İ&ccedil;erdiği y&#252;ksek potasyum din&ccedil;lik verir ve insanı depresyona sokan uyuşukluluk ve rehaveti &#252;zerinden atar.</p>
<p align="justify">* Bağışıklık sistemimizi g&#252;&ccedil;lendiren, kandaki alkalin dengesini koruyan ve kandaki kırmızı kan h&#252;crelerini yapan avakado aynı zamanda bir demir kaynağıdır.</p></font></td></tr></tbody></table></p>]]></description>
			<content:encoded><![CDATA[
<p>
<table id="table1" style="BORDER-COLLAPSE: collapse" cellpadding="0" width="98%" border="0">
<tbody>
<tr>
<td class="bod" align="center" bgcolor="#fbfbfc" height="20"><font style="FONT-WEIGHT: 700; FONT-SIZE: 11pt" face="Arial">Avokadoda bulunan 14 mineral h&#252;cre yenilenmesini sağlamakta. Dolayısıyla yaşlanmaya neden olan zararlı toksinleri v&#252;cuttan atarak yaşlanmayı yavaşlatmakta ve cildi yıllara karşı korumaktadır.<br/><br/></font></td></tr>
<tr>
<td class="bod" align="right" bgcolor="#fbfbfc" height="10"><font style="FONT-WEIGHT: 700; FONT-SIZE: 9pt" face="Arial"><br/>03/08/2009 <br/></font></td></tr>
<tr>
<td class="bod" align="right" height="10"></td></tr>
<tr>
<td class="bod"><font style="FONT-SIZE: 11pt" face="Arial"></font>
<p align="left"><font style="FONT-SIZE: 11pt" face="Arial"><img hspace="5" src="http://www.bitkiselhaber.com/resimler/haberler/73605.jpg" width="260" align="right" lowsrc="resimler/bos.gif" vspace="5" border="1"/> </font></p><font style="FONT-SIZE: 11pt" face="Arial">
<p align="justify">* Avokado % 30 oranında barındırdığı doymamış yağ miktarı nedeniyle v&#252;cuttaki kolestrol&#252;n artmasını &ouml;nler. Kalp ve damar hastalıklarında doğal bir şifa kaynağıdır. Ülser &#252;zerinde iyileştirici etkiye sahiptir.</p>
<p align="justify">* Avokadonun i&ccedil;inde A, B1, B2, B3, B6, C, E, K vitaminleri, fosfor, magnezyum, demir, potasyum, kalsiyum ve &ccedil;inko gibi mineraller bulunmaktadır.</p>
<p align="justify">* Aynı zamanda mutluluk hormonu olan seratoninden &ouml;t&#252;r&#252; ruh sağlığımıza da en az beden sağlığımıza olduğu kadar faydalıdır. İ&ccedil;erdiği y&#252;ksek potasyum din&ccedil;lik verir ve insanı depresyona sokan uyuşukluluk ve rehaveti &#252;zerinden atar.</p>
<p align="justify">* Bağışıklık sistemimizi g&#252;&ccedil;lendiren, kandaki alkalin dengesini koruyan ve kandaki kırmızı kan h&#252;crelerini yapan avakado aynı zamanda bir demir kaynağıdır.</p></font></td></tr></tbody></table></p>]]></content:encoded>
		</item>
		<item>
			<title><![CDATA[Renklerin mekanlara etkisi (Prof.Ahmet Maranki)]]></title>
			<link>http://www.kusursuzkadin.com/news/7/Renklerin-mekanlara-etkisi-%28Prof.Ahmet-Maranki%29.html</link>
			<pubDate>Fri, 07 Aug 2009 12:24:33 +0000</pubDate>
			<guid isPermaLink="false">http://www.kusursuzkadin.com/news/7/Renklerin-mekanlara-etkisi-%28Prof.Ahmet-Maranki%29.html</guid>
			<description><![CDATA[
<p>
<table cellspacing="0" cellpadding="4" width="100%" border="0">
<tbody>
<tr>
<td class="bod" width="14%" bgcolor="#ffffff">
<p align="center"><font style="FONT-SIZE: 9pt" face="Tahoma"><img style="BORDER-RIGHT: #827f6e 1px solid; BORDER-TOP: #827f6e 1px solid; BORDER-LEFT: #827f6e 1px solid; BORDER-BOTTOM: #827f6e 1px solid" alt="" hspace="5" src="http://www.bitkiselhaber.com/resimler/yazarlar/23.jpg" width="75" vspace="5" border="0"/> </font></p></td>
<td class="bod" valign="top" width="85%" bgcolor="#ffffff" rowspan="2"><font style="FONT-SIZE: 9pt" face="Tahoma">
<table id="table10" cellspacing="0" cellpadding="3" width="100%" border="0">
<tbody>
<tr>
<td align="center" height="30">&nbsp;</td></tr>
<tr>
<td align="center" height="20"><span style="FONT-WEIGHT: 700; FONT-SIZE: 10pt"><font style="FONT-WEIGHT: 700; FONT-SIZE: 14pt" face="Arial"><b>Renklerin mekanlara etkisi</b> </font></span></td></tr>
<tr>
<td align="center" height="30"><font style="FONT-WEIGHT: 700; FONT-SIZE: 9pt; FONT-STYLE: italic" face="Arial"><b>28/05/2009 - 22:34</b> </font></td></tr>
<tr>
<td height="20"><b></b><br/></td></tr></tbody></table></font></td></tr>
<tr>
<td class="bod" align="center" bgcolor="#ffffff"><b>Prof Ahmet Maranki </b></td></tr>
<tr>
<td class="bod" align="center" colspan="2"></td></tr>
<tr>
<td class="bod" align="center" colspan="2"></td></tr>
<tr>
<td class="bod" align="center" colspan="2" height="15"></td></tr>
<tr>
<td class="bod" align="center" colspan="2" height="15"><font style="FONT-SIZE: 11pt" face="Arial"><b>Eşyalarımız evin i&ccedil;inde insan bedeni gibi k&ouml;k enerji merkezinden tepe enerji merkezine; yani mekanın renklerinde kırmızıdan mora doğru hareketi sağlayacak şekilde dizayn edilirse evin i&ccedil;inde m&#252;spet enerji hareket halinde olun </b></font></td></tr>
<tr>
<td class="bod" align="20" colspan="2" height="15"></td></tr>
<tr>
<td class="bod" align="20" colspan="2" height="15"><font face="Arial"><span style="FONT-SIZE: 11pt">
<p align="justify"><br/>&nbsp;Zamanımızın b&#252;y&#252;k bir kısmım kapalı mekanlarda ge&ccedil;irdiğimiz i&ccedil;in &ccedil;evremizdeki eşyaların renkleri de &ccedil;ok &ouml;nemlidir. Bulunduğumuz yerin renkleri kişiliğimize uygun olmalıdır. Evimizi dekore ederken fizyolojik ve psikolojik uyum sağlayan renkleri se&ccedil;memiz gerekir. &Ccedil;&#252;nk&#252; g&#252;n&#252;m&#252;z&#252;n b&#252;y&#252;k b&ouml;l&#252;m&#252;n&#252; bu renklerle ge&ccedil;irdiğimiz i&ccedil;in bizde ciddi boyutlara varan rahatsızlıklara yol a&ccedil;abilir. <br/></p><strong></strong>
<p align="justify"><strong>Oturma odası</strong> </p>
<p align="justify">Doğal ve yumuşak renkleri se&ccedil;melisiniz. Oturma odalan dinlenme, sohbet etme, kitap okuma ve m&#252;zik dinleme amacıyla kullanıldığı i&ccedil;in dikkat dağıtıcı renklerden uzak durulmalıdır. Yeşilden mora a&ccedil;ık renkler tercih edilmeli, kanepe, halı ve sandalyelerin renkleri duvarlann renklerinden koyu olmalıdır. <br/></p><strong></strong>
<p align="justify"><strong>Yemek odası</strong> </p>
<p align="justify">A&ccedil;ık ve orta koyu renklerde olmalıdır. <br/>Yemek odası i&ccedil;in se&ccedil;im yaparken yiyeceklerin doğal renklerini g&ouml;z&#252;n&#252;z&#252;n &ouml;n&#252;nde bulundurmalısınız. Yeşil ve tonlarından uzak durmalısınız &ccedil;&#252;nk&#252; bu renklerin hastalık hissi veren &ouml;zellikleri mevcuttur .Masa &ouml;rt&#252;s&#252; ve pe&ccedil;eteler dikkat &ccedil;ekici sarı tonlannda olmalıdır. <br/></p><strong></strong>
<p align="justify"><strong>Mutfak</strong></p>
<p align="justify">&nbsp;Mutfakta sarı tonlu heyecan ve enerji veren renkleri se&ccedil;melisiniz.Bu renkler tembelliği yok eder, enerji verir, yaratıcılığı artırır. Mutfakta iyi aydınlatma olmalı, mutfak tezgahı canlı renkte olmalıdır. <br/></p><strong></strong>
<p align="justify"><strong>&Ccedil;ocuk odası</strong> </p>
<p align="justify">&Ccedil;ocuğunuzun ergenlik &ccedil;ağına gelen kadar kırmızı, turuncu ve sarı gibi neşe ve canlılık veren renkleri tercih etmelisiniz. Daha ileri yaşlarda mavinin ve yeşilin tonlarını kullanabilirsiniz. Koyu renklerden uzak durmalı, aydınlatmaya &ouml;nem vermelisiniz. <br/></p>
<p align="justify"><strong>Kalp ve karaciğerin dostu enginar</strong> </p>
<p align="justify">Akdeniz &#252;lkelerinde yetişen ve Latince adı "Cynara scolymus" olan enginar, tam bir şifa kaynağı... Terkibinde bulunan, en sert maddelerin bile sindirimini sağlayan "cynarine" &ccedil;ok &ouml;nemli bir besin kaynağıdır. İlkbahar aylarında yetişen bitki, killi, kumlu ve rutubetli topraklarda yetişir. İ&ccedil;eriğindeki "luteolin" maddesi sayesinde k&ouml;t&#252; kolesterol LDL'nin d&#252;ş&#252;r&#252;lmesine yardımcı olarak, iyi kolesterol HDL'yi y&#252;kselterek kalbin korunmasına destek olur. <br/><strong>Zehirli ve yorgunluk veren maddeleri idrarla dışarı atılmasında etkilidir. <br/>Beyin yorgunluğun, bedeni ve ruhi yorgunluk, sinir zafiyeti, s&#252;rmenaj gibi rahatsızlıklarda &ouml;nerilir. Kalp adalelerinin kuvvetlendirilmesinde, kalbin kuvvetli ve sıhhatli olmasına yardımcı olan</strong> bir gıda takviyesidir. Karaciğerin en iyi dostu olarak bilinir. <br/>Hepatit B ve Hepatit C rahatsızlıklarında ALT ve AST'nin d&#252;zenlemesinde tıbbi tedaviye destek olarak gıda takviyesi olarak kullanılabilir. <strong>Siroz ve sarılıkta faydalıdır. B&ouml;brekleri &ccedil;alıştırarak, kum ve taş d&ouml;k&#252;lmesinde tavsiye edilir. Mafsallarda &#252;rat birikmesini &ouml;nlemeye yardımcı olarak romatizmal semptomların azaltılmasında</strong> gıda takviyesi olarak kullanılabilir. Tabii olarak <strong>ins&#252;lin yerini tutan maddeyi i&ccedil;inde barındırdığından dolayı kan şekerinin d&#252;ş&#252;r&#252;lmesinde &ouml;nerilir. Enginar mide ve bilhassa bağırsakları dezenfekte ederek ishalleri durdurulmasında yardımcı olarak kullanılabilir. Şeker hastalarının ve cilt sorunu yaşayanların bol miktarda t&#252;ketmesi faydalıdır</strong>. </p>
<p align="justify"><strong>Sivilceleriniz i&ccedil;in</strong> </p>
<p align="justify">Yıllardır bitmek bilmeyen sivilce sorunlarım var. Y&#252;z&#252;m&#252;n sol ve sağ yanında oluşan kıpkırmızı sivilceler artık sosyal yaşamımı da etkilemeye başladı. Ergenlik d&ouml;nemimi &ccedil;oktan ge&ccedil;irdim. Bu sivilcelerin yok olması i&ccedil;in &ouml;nerebileceğiniz bir şey var mı? Teşekk&#252;rler. (İsim: Yeşim Melek Yaş: 34) Y&#252;z&#252;n&#252;zde oluşan sivilceler, v&#252;cudunuzda var olan bir hastalığın belirtisi olabilir. Metabolizmamız ve kanımız yılların birikimiyle kirlenince bu tarz sorunlara neden olabilir. &Ouml;ncelikle yılda en az bir kereye mahsus olmak &#252;zere Kozmik Beden Temizliği yapmanızı tavsiye ederim. Beden temizliği sayesinde karaciğeriniz, safra keseniz, kalın bağırsağınız temizlenir. Yeni bir hayat sizi bekler. <br/>Beden temizliğinin yanı sıra d&#252;zenli olarak enginar t&#252;ketmenizi tavsiye ederim. Ayrıca alfa, soya, kapari, spirulina, ısırgan ve yeşil &ccedil;ay bitkilerini de &ouml;neririm. Doz ayarlaması a&ccedil;ısından istenildiği takdirde tablet ve kaps&#252;l formlarını kullanılması da uygun olabilir. <br/>Antibakteriyel &ouml;zellik taşıyan ada&ccedil;ayı yağını da sivilcelerin &#252;zerine haricen s&#252;rmenizi &ouml;neririm. <br/></p><strong></strong>
<p align="justify"><strong>Şeker hastaları i&ccedil;in</strong>&nbsp;</p>
<p align="justify">&nbsp;İns&#252;lin kullanmıyorum. Fakat a&ccedil;lık şekerim normal değerlerinden olduk&ccedil;a y&#252;ksek &ccedil;ıktı. <br/>İla&ccedil;larla şeker oranımı dengelemeye &ccedil;alışacaklar. Kainat Eczanesi'nden ne t&#252;ketmemi &ouml;nerirsiniz? (İsim: Yılmaz Daş Yaş: 46) Diabet diğer adıyla şeker hastalığı maalesef sık g&ouml;r&#252;l&#252;r ve ciddi sorunlara yol a&ccedil;ar. Pankreasın &#252;rettiği ins&#252;linin yetersizliği veya etkisizliğinden kaynaklanır. İns&#252;lin olmayınca, besinlerle aldığımız şeker ve diğer besin unsurları, ihtiya&ccedil; duyan h&#252;crelere giremez. B&ouml;ylelikle, h&#252;creler şekersizlik &ccedil;ekerken, kanda şeker normal değerlerin &#252;st&#252;ne &ccedil;ıkar. Kanda şekerin &ccedil;ok artması ise, zehir etkisi yaratır ve v&#252;cudun t&#252;m h&#252;crelerini tahrip eder. Babanızın tıbbi kontrollerinin yanında zaten uygulamakta olduğunuz gıda diyetinin faydalı olacağı kanaatindeyim. <br/>Hastalıkların tamamında ana sebep kanın kirlenmesi ve bedenin toksin oluşturması sonucu metabolizmanın bozulmasıdır. Metabolizmanın temizlenmesi i&ccedil;in kozmik beden temizliğinin mutlaka yapılmasını tavsiye ediyorum. <br/>Beden temizliği sayesinde kan temizlenir, toksinler atılarak, pankreasın normal &ccedil;alışması sağlanır. <br/>Buna bağlı olarak pankreas sağlıklı bir şekilde ins&#252;l&#252;n salgılamaya başlar. B&ouml;ylece insanın şeker hastası olma ihtimali ortadan kalkar. <br/>Yarım litre kaynamış suya 100 gram beyaz fasulye kabuğu konulup 5 dakika kaynatılarak oluşan karışımdan g&#252;nde 2 defa t&#252;ketilmesini tavsiye ediyorum. </p>
<p align="justify">Takvim</p><br/></span></font></td></tr></tbody></table></p>]]></description>
			<content:encoded><![CDATA[
<p>
<table cellspacing="0" cellpadding="4" width="100%" border="0">
<tbody>
<tr>
<td class="bod" width="14%" bgcolor="#ffffff">
<p align="center"><font style="FONT-SIZE: 9pt" face="Tahoma"><img style="BORDER-RIGHT: #827f6e 1px solid; BORDER-TOP: #827f6e 1px solid; BORDER-LEFT: #827f6e 1px solid; BORDER-BOTTOM: #827f6e 1px solid" alt="" hspace="5" src="http://www.bitkiselhaber.com/resimler/yazarlar/23.jpg" width="75" vspace="5" border="0"/> </font></p></td>
<td class="bod" valign="top" width="85%" bgcolor="#ffffff" rowspan="2"><font style="FONT-SIZE: 9pt" face="Tahoma">
<table id="table10" cellspacing="0" cellpadding="3" width="100%" border="0">
<tbody>
<tr>
<td align="center" height="30">&nbsp;</td></tr>
<tr>
<td align="center" height="20"><span style="FONT-WEIGHT: 700; FONT-SIZE: 10pt"><font style="FONT-WEIGHT: 700; FONT-SIZE: 14pt" face="Arial"><b>Renklerin mekanlara etkisi</b> </font></span></td></tr>
<tr>
<td align="center" height="30"><font style="FONT-WEIGHT: 700; FONT-SIZE: 9pt; FONT-STYLE: italic" face="Arial"><b>28/05/2009 - 22:34</b> </font></td></tr>
<tr>
<td height="20"><b></b><br/></td></tr></tbody></table></font></td></tr>
<tr>
<td class="bod" align="center" bgcolor="#ffffff"><b>Prof Ahmet Maranki </b></td></tr>
<tr>
<td class="bod" align="center" colspan="2"></td></tr>
<tr>
<td class="bod" align="center" colspan="2"></td></tr>
<tr>
<td class="bod" align="center" colspan="2" height="15"></td></tr>
<tr>
<td class="bod" align="center" colspan="2" height="15"><font style="FONT-SIZE: 11pt" face="Arial"><b>Eşyalarımız evin i&ccedil;inde insan bedeni gibi k&ouml;k enerji merkezinden tepe enerji merkezine; yani mekanın renklerinde kırmızıdan mora doğru hareketi sağlayacak şekilde dizayn edilirse evin i&ccedil;inde m&#252;spet enerji hareket halinde olun </b></font></td></tr>
<tr>
<td class="bod" align="20" colspan="2" height="15"></td></tr>
<tr>
<td class="bod" align="20" colspan="2" height="15"><font face="Arial"><span style="FONT-SIZE: 11pt">
<p align="justify"><br/>&nbsp;Zamanımızın b&#252;y&#252;k bir kısmım kapalı mekanlarda ge&ccedil;irdiğimiz i&ccedil;in &ccedil;evremizdeki eşyaların renkleri de &ccedil;ok &ouml;nemlidir. Bulunduğumuz yerin renkleri kişiliğimize uygun olmalıdır. Evimizi dekore ederken fizyolojik ve psikolojik uyum sağlayan renkleri se&ccedil;memiz gerekir. &Ccedil;&#252;nk&#252; g&#252;n&#252;m&#252;z&#252;n b&#252;y&#252;k b&ouml;l&#252;m&#252;n&#252; bu renklerle ge&ccedil;irdiğimiz i&ccedil;in bizde ciddi boyutlara varan rahatsızlıklara yol a&ccedil;abilir. <br/></p><strong></strong>
<p align="justify"><strong>Oturma odası</strong> </p>
<p align="justify">Doğal ve yumuşak renkleri se&ccedil;melisiniz. Oturma odalan dinlenme, sohbet etme, kitap okuma ve m&#252;zik dinleme amacıyla kullanıldığı i&ccedil;in dikkat dağıtıcı renklerden uzak durulmalıdır. Yeşilden mora a&ccedil;ık renkler tercih edilmeli, kanepe, halı ve sandalyelerin renkleri duvarlann renklerinden koyu olmalıdır. <br/></p><strong></strong>
<p align="justify"><strong>Yemek odası</strong> </p>
<p align="justify">A&ccedil;ık ve orta koyu renklerde olmalıdır. <br/>Yemek odası i&ccedil;in se&ccedil;im yaparken yiyeceklerin doğal renklerini g&ouml;z&#252;n&#252;z&#252;n &ouml;n&#252;nde bulundurmalısınız. Yeşil ve tonlarından uzak durmalısınız &ccedil;&#252;nk&#252; bu renklerin hastalık hissi veren &ouml;zellikleri mevcuttur .Masa &ouml;rt&#252;s&#252; ve pe&ccedil;eteler dikkat &ccedil;ekici sarı tonlannda olmalıdır. <br/></p><strong></strong>
<p align="justify"><strong>Mutfak</strong></p>
<p align="justify">&nbsp;Mutfakta sarı tonlu heyecan ve enerji veren renkleri se&ccedil;melisiniz.Bu renkler tembelliği yok eder, enerji verir, yaratıcılığı artırır. Mutfakta iyi aydınlatma olmalı, mutfak tezgahı canlı renkte olmalıdır. <br/></p><strong></strong>
<p align="justify"><strong>&Ccedil;ocuk odası</strong> </p>
<p align="justify">&Ccedil;ocuğunuzun ergenlik &ccedil;ağına gelen kadar kırmızı, turuncu ve sarı gibi neşe ve canlılık veren renkleri tercih etmelisiniz. Daha ileri yaşlarda mavinin ve yeşilin tonlarını kullanabilirsiniz. Koyu renklerden uzak durmalı, aydınlatmaya &ouml;nem vermelisiniz. <br/></p>
<p align="justify"><strong>Kalp ve karaciğerin dostu enginar</strong> </p>
<p align="justify">Akdeniz &#252;lkelerinde yetişen ve Latince adı "Cynara scolymus" olan enginar, tam bir şifa kaynağı... Terkibinde bulunan, en sert maddelerin bile sindirimini sağlayan "cynarine" &ccedil;ok &ouml;nemli bir besin kaynağıdır. İlkbahar aylarında yetişen bitki, killi, kumlu ve rutubetli topraklarda yetişir. İ&ccedil;eriğindeki "luteolin" maddesi sayesinde k&ouml;t&#252; kolesterol LDL'nin d&#252;ş&#252;r&#252;lmesine yardımcı olarak, iyi kolesterol HDL'yi y&#252;kselterek kalbin korunmasına destek olur. <br/><strong>Zehirli ve yorgunluk veren maddeleri idrarla dışarı atılmasında etkilidir. <br/>Beyin yorgunluğun, bedeni ve ruhi yorgunluk, sinir zafiyeti, s&#252;rmenaj gibi rahatsızlıklarda &ouml;nerilir. Kalp adalelerinin kuvvetlendirilmesinde, kalbin kuvvetli ve sıhhatli olmasına yardımcı olan</strong> bir gıda takviyesidir. Karaciğerin en iyi dostu olarak bilinir. <br/>Hepatit B ve Hepatit C rahatsızlıklarında ALT ve AST'nin d&#252;zenlemesinde tıbbi tedaviye destek olarak gıda takviyesi olarak kullanılabilir. <strong>Siroz ve sarılıkta faydalıdır. B&ouml;brekleri &ccedil;alıştırarak, kum ve taş d&ouml;k&#252;lmesinde tavsiye edilir. Mafsallarda &#252;rat birikmesini &ouml;nlemeye yardımcı olarak romatizmal semptomların azaltılmasında</strong> gıda takviyesi olarak kullanılabilir. Tabii olarak <strong>ins&#252;lin yerini tutan maddeyi i&ccedil;inde barındırdığından dolayı kan şekerinin d&#252;ş&#252;r&#252;lmesinde &ouml;nerilir. Enginar mide ve bilhassa bağırsakları dezenfekte ederek ishalleri durdurulmasında yardımcı olarak kullanılabilir. Şeker hastalarının ve cilt sorunu yaşayanların bol miktarda t&#252;ketmesi faydalıdır</strong>. </p>
<p align="justify"><strong>Sivilceleriniz i&ccedil;in</strong> </p>
<p align="justify">Yıllardır bitmek bilmeyen sivilce sorunlarım var. Y&#252;z&#252;m&#252;n sol ve sağ yanında oluşan kıpkırmızı sivilceler artık sosyal yaşamımı da etkilemeye başladı. Ergenlik d&ouml;nemimi &ccedil;oktan ge&ccedil;irdim. Bu sivilcelerin yok olması i&ccedil;in &ouml;nerebileceğiniz bir şey var mı? Teşekk&#252;rler. (İsim: Yeşim Melek Yaş: 34) Y&#252;z&#252;n&#252;zde oluşan sivilceler, v&#252;cudunuzda var olan bir hastalığın belirtisi olabilir. Metabolizmamız ve kanımız yılların birikimiyle kirlenince bu tarz sorunlara neden olabilir. &Ouml;ncelikle yılda en az bir kereye mahsus olmak &#252;zere Kozmik Beden Temizliği yapmanızı tavsiye ederim. Beden temizliği sayesinde karaciğeriniz, safra keseniz, kalın bağırsağınız temizlenir. Yeni bir hayat sizi bekler. <br/>Beden temizliğinin yanı sıra d&#252;zenli olarak enginar t&#252;ketmenizi tavsiye ederim. Ayrıca alfa, soya, kapari, spirulina, ısırgan ve yeşil &ccedil;ay bitkilerini de &ouml;neririm. Doz ayarlaması a&ccedil;ısından istenildiği takdirde tablet ve kaps&#252;l formlarını kullanılması da uygun olabilir. <br/>Antibakteriyel &ouml;zellik taşıyan ada&ccedil;ayı yağını da sivilcelerin &#252;zerine haricen s&#252;rmenizi &ouml;neririm. <br/></p><strong></strong>
<p align="justify"><strong>Şeker hastaları i&ccedil;in</strong>&nbsp;</p>
<p align="justify">&nbsp;İns&#252;lin kullanmıyorum. Fakat a&ccedil;lık şekerim normal değerlerinden olduk&ccedil;a y&#252;ksek &ccedil;ıktı. <br/>İla&ccedil;larla şeker oranımı dengelemeye &ccedil;alışacaklar. Kainat Eczanesi'nden ne t&#252;ketmemi &ouml;nerirsiniz? (İsim: Yılmaz Daş Yaş: 46) Diabet diğer adıyla şeker hastalığı maalesef sık g&ouml;r&#252;l&#252;r ve ciddi sorunlara yol a&ccedil;ar. Pankreasın &#252;rettiği ins&#252;linin yetersizliği veya etkisizliğinden kaynaklanır. İns&#252;lin olmayınca, besinlerle aldığımız şeker ve diğer besin unsurları, ihtiya&ccedil; duyan h&#252;crelere giremez. B&ouml;ylelikle, h&#252;creler şekersizlik &ccedil;ekerken, kanda şeker normal değerlerin &#252;st&#252;ne &ccedil;ıkar. Kanda şekerin &ccedil;ok artması ise, zehir etkisi yaratır ve v&#252;cudun t&#252;m h&#252;crelerini tahrip eder. Babanızın tıbbi kontrollerinin yanında zaten uygulamakta olduğunuz gıda diyetinin faydalı olacağı kanaatindeyim. <br/>Hastalıkların tamamında ana sebep kanın kirlenmesi ve bedenin toksin oluşturması sonucu metabolizmanın bozulmasıdır. Metabolizmanın temizlenmesi i&ccedil;in kozmik beden temizliğinin mutlaka yapılmasını tavsiye ediyorum. <br/>Beden temizliği sayesinde kan temizlenir, toksinler atılarak, pankreasın normal &ccedil;alışması sağlanır. <br/>Buna bağlı olarak pankreas sağlıklı bir şekilde ins&#252;l&#252;n salgılamaya başlar. B&ouml;ylece insanın şeker hastası olma ihtimali ortadan kalkar. <br/>Yarım litre kaynamış suya 100 gram beyaz fasulye kabuğu konulup 5 dakika kaynatılarak oluşan karışımdan g&#252;nde 2 defa t&#252;ketilmesini tavsiye ediyorum. </p>
<p align="justify">Takvim</p><br/></span></font></td></tr></tbody></table></p>]]></content:encoded>
		</item>
		<item>
			<title><![CDATA[Ağzınızın kötü kokmaması için öneriler  ]]></title>
			<link>http://www.kusursuzkadin.com/news/6/A%C4%9Fz%C4%B1n%C4%B1z%C4%B1n-k%C3%B6t%C3%BC-kokmamas%C4%B1-i%C3%A7in-%C3%B6neriler--.html</link>
			<pubDate>Fri, 07 Aug 2009 12:21:42 +0000</pubDate>
			<guid isPermaLink="false">http://www.kusursuzkadin.com/news/6/A%C4%9Fz%C4%B1n%C4%B1z%C4%B1n-k%C3%B6t%C3%BC-kokmamas%C4%B1-i%C3%A7in-%C3%B6neriler--.html</guid>
			<description><![CDATA[
<p>
<table id="table1" style="BORDER-COLLAPSE: collapse" cellpadding="0" width="98%" border="0">
<tbody>
<tr>
<td class="bod" align="center" bgcolor="#fbfbfc" height="20"><font style="FONT-WEIGHT: 700; FONT-SIZE: 11pt" face="Arial">K&ouml;t&#252; kokan bir nefes ve ağız ciddi bir sorundur.<br/><br/></font></td></tr>
<tr>
<td class="bod" align="right" bgcolor="#fbfbfc" height="10"><font style="FONT-WEIGHT: 700; FONT-SIZE: 9pt" face="Arial"><br/>02/08/2009 <br/></font></td></tr>
<tr>
<td class="bod" align="right" height="10"></td></tr>
<tr>
<td class="bod"><font style="FONT-SIZE: 11pt" face="Arial"></font>
<p align="left"><font style="FONT-SIZE: 11pt" face="Arial"><img hspace="5" src="http://www.bitkiselhaber.com/resimler/haberler/73574.jpg" width="260" align="right" lowsrc="resimler/bos.gif" vspace="5" border="1"/> </font></p><font style="FONT-SIZE: 11pt" face="Arial">
<p align="justify">Siz de konuşurken elinizle kapatma ihtiyacı duyuyorsanız, insanlar siz konuşurken geriye &ccedil;ekiliyorsa hemen harekete ge&ccedil;meli ve kokunun nedeni her ne ise ortadan kaldırılması i&ccedil;in destek almalısınız.</p>
<p align="justify">Ağzınızın kokup kokmadığını tespit etmeniz zor değil, eşinize dostunuza sorarak bile koku olup olmadığını &ouml;ğrenebilirsiniz. Ancak net bir sonu&ccedil; alabilmek i&ccedil;in hekimler bazı cihazlardan faydalanırlar. Bu iş i&ccedil;in geliştirilmiş gaz kromatograflar ve &ouml;zel s&#252;lfit monit&ouml;rleri var. Bunlar nefesin yapısını kesin olarak g&ouml;sterebiliyorlar.</p>
<p align="justify">Halitozis adı verilen ağız kokusu, ağızda bulunan bakterilerin hidrojen s&#252;lf&#252;r i&ccedil;erikli &#252;r&#252;nlerinden ortaya &ccedil;ıkar. Ağız sağlığına ve hijyenine yeterince dikkat etmeyen bireylerde hidrojen s&#252;lf&#252;r &#252;reten bakteri sayısı artar bu da k&ouml;t&#252; kokuya neden olur.</p>
<p align="justify"><br/>Nefesin k&ouml;t&#252; kokması genellikle ağız i&ccedil;inden kaynaklanır. Ağızdaki bir enfeksiyon, dişeti hastalıkları veya ağız i&ccedil;inde birka&ccedil; saatten fazla kalmış gıda artıklarına yerleşen bakteriler k&ouml;t&#252; kokulara neden olurlar.</p>
<p align="justify">Ancak koku sadece diş ve ağız kaynaklı olmayabilir. Akciğer iltihabı, sin&#252;zit, şeker hastalığı (aseton kokusu), mide bağırsak hastalıkları, b&ouml;brek yetmezliği (balık kokusu), karaciğer ve metabolizma bozuklukları da ağız kokusuna sebep olurlar.<br/>Ağız kokusundan kurtulmanın ilk adımı, kokunun kaynağının tespit edilmesidir. Kokunun nedeni bulunduktan sonra ise tedavisi yapılır.</p>
<p align="justify">Nefesiniz ağız i&ccedil;i kaynaklı bir nedenden k&ouml;t&#252; kokuyor ise yolunuz mutlaka bir diş hekiminden ge&ccedil;melidir. Diş hekimi, t&#252;m &ccedil;&#252;r&#252;klerinizi, varsa diş eti hastalığınızı tedavi edecek. Diş taşlarınızı temizleyecek, g&ouml;m&#252;k ve yarı g&ouml;m&#252;k 20 yaş dişlerinizi &ccedil;ekecektir.</p>
<p align="justify">Ağız i&ccedil;inden kaynaklanan kokuların y&#252;zde 90′nı başarıyla tedavi edilebilmektedir. Bunun i&ccedil;in kişinin kendisine de &ouml;nemli g&ouml;revler d&#252;ş&#252;yor. &Ccedil;oğu ağız kokusunun tedavisine dilin fır&ccedil;alanması ile başlanır.</p>
<p align="justify">Ağız kokusunu oluşturan bileşenlerin birincil alanı dildir. Sabah şiddetli ağız kokusundan şikayet eden kişilerde dişlerin ve dilin yemek sonrası fır&ccedil;alanması ile sorun kontrol altına alınabilir. Her &ouml;ğ&#252;n&#252;n ardından dişler en az 3 dakika fır&ccedil;alanmalı, mutlaka fır&ccedil;alamanın ardından diş ipi kullanılmalıdır. Ağızdan kaynaklanan koku mutlaka ağız hijyeninin d&#252;zeltilmesiyle ortadan kalkar.</p>
<p align="justify">İyi bir ağız hijyeni ise dişetlerinizin de dişlerinizle beraber d&#252;zenli olarak fır&ccedil;alanması ve dişlerinizin aray&#252;zlerinin temizlenmesi(diş ipi veya aray&#252;z fır&ccedil;ası kullanarak) ile sağlanır.</p></font></td></tr></tbody></table></p>]]></description>
			<content:encoded><![CDATA[
<p>
<table id="table1" style="BORDER-COLLAPSE: collapse" cellpadding="0" width="98%" border="0">
<tbody>
<tr>
<td class="bod" align="center" bgcolor="#fbfbfc" height="20"><font style="FONT-WEIGHT: 700; FONT-SIZE: 11pt" face="Arial">K&ouml;t&#252; kokan bir nefes ve ağız ciddi bir sorundur.<br/><br/></font></td></tr>
<tr>
<td class="bod" align="right" bgcolor="#fbfbfc" height="10"><font style="FONT-WEIGHT: 700; FONT-SIZE: 9pt" face="Arial"><br/>02/08/2009 <br/></font></td></tr>
<tr>
<td class="bod" align="right" height="10"></td></tr>
<tr>
<td class="bod"><font style="FONT-SIZE: 11pt" face="Arial"></font>
<p align="left"><font style="FONT-SIZE: 11pt" face="Arial"><img hspace="5" src="http://www.bitkiselhaber.com/resimler/haberler/73574.jpg" width="260" align="right" lowsrc="resimler/bos.gif" vspace="5" border="1"/> </font></p><font style="FONT-SIZE: 11pt" face="Arial">
<p align="justify">Siz de konuşurken elinizle kapatma ihtiyacı duyuyorsanız, insanlar siz konuşurken geriye &ccedil;ekiliyorsa hemen harekete ge&ccedil;meli ve kokunun nedeni her ne ise ortadan kaldırılması i&ccedil;in destek almalısınız.</p>
<p align="justify">Ağzınızın kokup kokmadığını tespit etmeniz zor değil, eşinize dostunuza sorarak bile koku olup olmadığını &ouml;ğrenebilirsiniz. Ancak net bir sonu&ccedil; alabilmek i&ccedil;in hekimler bazı cihazlardan faydalanırlar. Bu iş i&ccedil;in geliştirilmiş gaz kromatograflar ve &ouml;zel s&#252;lfit monit&ouml;rleri var. Bunlar nefesin yapısını kesin olarak g&ouml;sterebiliyorlar.</p>
<p align="justify">Halitozis adı verilen ağız kokusu, ağızda bulunan bakterilerin hidrojen s&#252;lf&#252;r i&ccedil;erikli &#252;r&#252;nlerinden ortaya &ccedil;ıkar. Ağız sağlığına ve hijyenine yeterince dikkat etmeyen bireylerde hidrojen s&#252;lf&#252;r &#252;reten bakteri sayısı artar bu da k&ouml;t&#252; kokuya neden olur.</p>
<p align="justify"><br/>Nefesin k&ouml;t&#252; kokması genellikle ağız i&ccedil;inden kaynaklanır. Ağızdaki bir enfeksiyon, dişeti hastalıkları veya ağız i&ccedil;inde birka&ccedil; saatten fazla kalmış gıda artıklarına yerleşen bakteriler k&ouml;t&#252; kokulara neden olurlar.</p>
<p align="justify">Ancak koku sadece diş ve ağız kaynaklı olmayabilir. Akciğer iltihabı, sin&#252;zit, şeker hastalığı (aseton kokusu), mide bağırsak hastalıkları, b&ouml;brek yetmezliği (balık kokusu), karaciğer ve metabolizma bozuklukları da ağız kokusuna sebep olurlar.<br/>Ağız kokusundan kurtulmanın ilk adımı, kokunun kaynağının tespit edilmesidir. Kokunun nedeni bulunduktan sonra ise tedavisi yapılır.</p>
<p align="justify">Nefesiniz ağız i&ccedil;i kaynaklı bir nedenden k&ouml;t&#252; kokuyor ise yolunuz mutlaka bir diş hekiminden ge&ccedil;melidir. Diş hekimi, t&#252;m &ccedil;&#252;r&#252;klerinizi, varsa diş eti hastalığınızı tedavi edecek. Diş taşlarınızı temizleyecek, g&ouml;m&#252;k ve yarı g&ouml;m&#252;k 20 yaş dişlerinizi &ccedil;ekecektir.</p>
<p align="justify">Ağız i&ccedil;inden kaynaklanan kokuların y&#252;zde 90′nı başarıyla tedavi edilebilmektedir. Bunun i&ccedil;in kişinin kendisine de &ouml;nemli g&ouml;revler d&#252;ş&#252;yor. &Ccedil;oğu ağız kokusunun tedavisine dilin fır&ccedil;alanması ile başlanır.</p>
<p align="justify">Ağız kokusunu oluşturan bileşenlerin birincil alanı dildir. Sabah şiddetli ağız kokusundan şikayet eden kişilerde dişlerin ve dilin yemek sonrası fır&ccedil;alanması ile sorun kontrol altına alınabilir. Her &ouml;ğ&#252;n&#252;n ardından dişler en az 3 dakika fır&ccedil;alanmalı, mutlaka fır&ccedil;alamanın ardından diş ipi kullanılmalıdır. Ağızdan kaynaklanan koku mutlaka ağız hijyeninin d&#252;zeltilmesiyle ortadan kalkar.</p>
<p align="justify">İyi bir ağız hijyeni ise dişetlerinizin de dişlerinizle beraber d&#252;zenli olarak fır&ccedil;alanması ve dişlerinizin aray&#252;zlerinin temizlenmesi(diş ipi veya aray&#252;z fır&ccedil;ası kullanarak) ile sağlanır.</p></font></td></tr></tbody></table></p>]]></content:encoded>
		</item>
		<item>
			<title><![CDATA[Siğillerden korunma yöntemleri ]]></title>
			<link>http://www.kusursuzkadin.com/news/5/Si%C4%9Fillerden-korunma-y%C3%B6ntemleri-.html</link>
			<pubDate>Fri, 07 Aug 2009 12:19:31 +0000</pubDate>
			<guid isPermaLink="false">http://www.kusursuzkadin.com/news/5/Si%C4%9Fillerden-korunma-y%C3%B6ntemleri-.html</guid>
			<description><![CDATA[
<p>
<table id="table1" style="BORDER-COLLAPSE: collapse" cellpadding="0" width="98%" border="0">
<tbody>
<tr>
<td class="bod" align="center" bgcolor="#fbfbfc" height="20"><font style="FONT-WEIGHT: 700; FONT-SIZE: 11pt" face="Arial">Genital siğiller hem kadında hem de erkekte genital b&ouml;lgede Human Papilloma Virus (HPV) enfeksiyonu sonucu gelişen bazen ağrısız kitlelerdir. </font></td></tr>
<tr>
<td class="bod" align="right" bgcolor="#fbfbfc" height="10"><font style="FONT-WEIGHT: 700; FONT-SIZE: 9pt" face="Arial"><br/>29/07/2009 <br/></font></td></tr>
<tr>
<td class="bod" align="right" height="10"></td></tr>
<tr>
<td class="bod"><font style="FONT-SIZE: 11pt" face="Arial"></font>
<p align="left"><font style="FONT-SIZE: 11pt" face="Arial"><img hspace="5" src="http://www.bitkiselhaber.com/resimler/haberler/73533.jpg" width="260" align="right" lowsrc="resimler/bos.gif" vspace="5" border="1"/> </font></p><font style="FONT-SIZE: 11pt" face="Arial">
<p align="justify">Genital siğiller hem kadında hem de erkekte genital b&ouml;lgede Human Papilloma Virus (HPV) enfeksiyonu sonucu gelişen karnıbahar g&ouml;r&#252;n&#252;m&#252;nde, bazen tek bir b&ouml;lgede, bazen birka&ccedil; b&ouml;lgede, bazen topluiğne başı kadar ufak, bazen de 5 cm &ccedil;apına (ender durumlarda 15-20 cm. &ccedil;aplı olabilir) erişebilen ağrısız kitlelerdir.</p>
<p align="justify">Ülkemizde de giderek artan sıklıkta g&ouml;r&#252;len bu cinsel yolla bulaşan enfeksiyonun hem erkekte hem de kadında, ancak &ouml;zellikle kadında yaratması muhtemel sağlık sorunları nedeniyle her bireyin bu enfeksiyon hakkında bilgi sahibi olması ve kendisinde ya da eşinde bu enfeksiyondan ş&#252;phelendiğinde doktora başvurması gerekir...</p>
<p align="justify">HPV nedir?</p>
<p align="justify">HPV (Human Papilloma Virus) genital b&ouml;lgede ve mukozalarda enfeksiyon yapan ve condyloma acuminatum (kondiloma ak&#252;minatum ya da kısaca kondilom) adı verilen siğil şeklinde kitlelerin oluşumuna neden olan bir vir&#252;st&#252;r. &Ccedil;oğu vir&#252;s hastalığında olduğu gibi HPV de bir kez v&#252;cuda girdiğinde h&#252;creler i&ccedil;inde yerleşir ve zaman zaman alevlenmelere yola&ccedil;ar. Bu y&#252;zden HPV enfeksiyonu kesin tedavisi olmayan bir hastalık olarak kabul edilir.</p>
<p align="justify">Nasıl bulaşır?</p>
<p align="justify">HPV enfeksiyonu cinsel yolla bulaşan hastalıklar grubunda yeralır. &Ouml;zellikle &ccedil;ok sayıda cinsel eşi olan (veya &ouml;ncesinde olmuş olan) bireyler ve bu bireylerin eşlerinde yaygındır. Vir&#252;s&#252;n bulaşması başka bir bireyin enfekte b&ouml;lgesinin (penis gibi) mukozalara (ağız ve vajina gibi), ya da doğal olarak nemli b&ouml;lgelere (an&#252;s gibi) temasıyla olur.</p>
<p align="justify">Nasıl belirti verir?</p>
<p align="justify">HPV bulaştıktan sonra 2-6 aylık bir kulu&ccedil;ka devresini takiben genital b&ouml;lgede ve/veya an&#252;s etrafında sayıları ve b&#252;y&#252;kl&#252;kleri değişken kondilom (siğil) adlı kitlelerin oluşmasıyla belirti verir. Belirtiler bireysel &ouml;zelliklerden olduk&ccedil;a etkilenir ve &ouml;zellikle erkeklerde enfeksiyon t&#252;m&#252;yle belirtisiz seyredebilir. Kadında da belirtisiz seyredebilir, ancak "belirtisiz" seyreden bu durumlarda b&#252;y&#252;te&ccedil;le (kolposkopi) yapılan ayrıntılı incelemelerde dış genital b&ouml;lge, vajina ya da servikste &ccedil;ok ufak &ccedil;aplı kitleler &ccedil;oğu kadında saptanır. &Ouml;zellikle kadınlarda bazı durumlarda vajina-an&#252;s arası b&ouml;lgeyi, an&#252;s&#252; ya da vajinayı t&#252;m&#252;yle dolduran karnıbahar g&ouml;r&#252;n&#252;ml&#252; dev kitlelere de rastlamak m&#252;mk&#252;nd&#252;r. Oral (ağız yoluyla) genital seks uygulamalarında ağız mukozasında da lezyonlar ortaya &ccedil;ıkabilir.</p>
<p align="justify">Kadınlarda bazen HPV enfeksiyonunun tek belirtisi jinekolojik muayenede papsmear incelemesinde HPV enfeksiyonuna &ouml;zg&#252; h&#252;cresel anormallikler (koilositoz) bulunmasıdır.</p>
<p align="justify">Bulaştırıcılık &ouml;zellikleri: HPV olduk&ccedil;a bulaşıcı bir vir&#252;st&#252;r ve genital b&ouml;lgedeki lezyonların mukozalar ya da genital b&ouml;lgelerle (cinsel ilişkide olduğu gibi) kısa s&#252;reli teması bile bulaşması i&ccedil;in yeterlidir. Genital b&ouml;lge mukozasının vajina yoluyla dış ortama a&ccedil;ık olması nedeniyle &ouml;zellikle erkekten kadına daha kolay bulaşır.</p>
<p align="justify">Enfeksiyonun yarattığı sağlık sorunları nelerdir?</p>
<p align="justify">Genital b&ouml;lgede kondilom (siğil) oluşumuna neden olan HPV, h&#252;crelerin i&ccedil;ine yerleşerek h&#252;crenin genetik yapısını etkileyebilme &ouml;zelliğine sahip bir vir&#252;st&#252;r. HPV'nin &ccedil;ok sayıda alt tipi vardır. Bu alttiplerden bazıları h&#252;crelere olan etkileriyle h&#252;crelerin kendi kendine hızla ve kontrols&#252;zce &ccedil;oğalabilen h&#252;crelere d&ouml;n&#252;şmesine neden olmaktadır. H&#252;crelerin kontrols&#252;zce &ccedil;oğalma &ouml;zelliği kazanması ise h&#252;crelerin bulunduğu dokuda kanser oluşumu riskini beraberinde getirmektedir. Serviks, vagina ve vulva kanserlerinin gelişiminde HPV'nin bu onkojen (kanser yapıcı) alttiplerinin &ccedil;ok &ouml;nemli bir rol&#252; olduğu d&#252;ş&#252;n&#252;lmektedir. Bu etkiler uzun vadeli etkilerdir ve ancak onkojen etkiye sahip HPV alttipleri tarafından başlatılırlar.</p>
<p align="justify">Gebelik a&ccedil;ısından HPV enfeksiyonunun &ouml;nemi daha farklıdır:</p>
<p align="justify">Gebelik d&ouml;neminden &ouml;nce varolan ya da gebelikte yeni &ccedil;ıkan kondilom kitlelerinin aşırı b&#252;y&#252;mesi bazen doğum kanalının tıkanmasına neden olur ve vajinal yolla normal doğum imkansız hale gelir.</p>
<p align="justify">Diğer bir istenmeyen durum da bebeğin doğum eylemi esnasında doğum kanalından ge&ccedil;erken kanaldaki HPV'yi kapması sonucu meydana gelir. Vir&#252;s&#252;n bulaşması bebeğinin larinksinde (ses tellerinin bulunduğu organ) papillomlar (ufak kitleler) oluşmasına neden olabilir.</p>
<p align="justify">Nasıl tanı konur?</p>
<p align="justify">Genital b&ouml;lgedeki kitlelerin tipik g&ouml;r&#252;n&#252;m&#252; tanı koymak i&ccedil;in yeterlidir. Ş&#252;pheli durumlarda kitlelerden biopsi alınarak tanı koymak gerekebilir.</p>
<p align="justify">Genital kondilomu olan kadınların komple bir jinekolojik muayeneden ge&ccedil;meleri ve bazı HPV alttiplerinin onkojen (kanser yapıcı) &ouml;zelliği nedeniyle papsmear incelemesine tabi tutulmaları uygundur. Ş&#252;pheli durumlarda ileri inceleme i&ccedil;in kolposkopi (vulva, vajina ve serviksin b&#252;y&#252;te&ccedil;le incelenmesi) ve gerekli durumlarda ş&#252;pheli b&ouml;lgelerden biopsi alınması gerekebilir. Ayrıca g&#252;n&#252;m&#252;zde HPV'nin alttiplerini belirlemek ve etkenin HPV'nin onkojen alttipi olup olmadığını saptamak da m&#252;mk&#252;nd&#252;r.</p>
<p align="justify">Nasıl tedavi edilir?</p>
<p align="justify">HPV enfeksiyonunun tedavisinde temel prensip n&#252;ksleri en aza indirmek i&ccedil;in kitlelerin m&#252;mk&#252;n olduğunca temizlenmesidir. Bu ama&ccedil;la vir&#252;slere etkili ila&ccedil;lar kullanılarak lokal (b&ouml;lgesel) tedavi ve b&#252;y&#252;k lezyonların koterizasyon yoluyla yakılması şeklinde tedavi uygulanır.</p>
<p align="justify">Hatırda tutulması gereken nokta tedavinin yanlızca g&ouml;r&#252;nen lezyonları ortadan kaldırmakla sınırlı olduğudur. HPV enfeksiyonu kronik seyreder ve kitleler ortadan t&#252;m&#252;yle kalksa da h&#252;crelerin i&ccedil;inde gizli bir şekilde yaşamını s&#252;rd&#252;ren vir&#252;sler sayesinde bulaştırıcılık devam eder.</p>
<p align="justify">Korunma</p>
<p align="justify">HPV cinsel yolla bulaşan bir hastalık olduğundan bu konuda alınan genel &ouml;nlemlerin alınması HPV enfeksiyonundan korunmada tek yoldur. Ancak HPV'nin bulaştırıcılığı o kadar y&#252;ksektir ki, ş&#252;pheli ilişkilerde kondom kullanımı bile koruyamayabilmektedir. Cinsel temas esnasında erkek genital b&ouml;lgesinin prezervatifle korunmayan kısımlarından kadına ya da tam tersi kadından erkeğe bulaşma s&ouml;z konusu olabilir. Bu y&#252;zden bariz kondilom lezyonları olanlarla ilişkiye girmemek &ccedil;ok &ouml;nemlidir.</p></font></td></tr></tbody></table></p>]]></description>
			<content:encoded><![CDATA[
<p>
<table id="table1" style="BORDER-COLLAPSE: collapse" cellpadding="0" width="98%" border="0">
<tbody>
<tr>
<td class="bod" align="center" bgcolor="#fbfbfc" height="20"><font style="FONT-WEIGHT: 700; FONT-SIZE: 11pt" face="Arial">Genital siğiller hem kadında hem de erkekte genital b&ouml;lgede Human Papilloma Virus (HPV) enfeksiyonu sonucu gelişen bazen ağrısız kitlelerdir. </font></td></tr>
<tr>
<td class="bod" align="right" bgcolor="#fbfbfc" height="10"><font style="FONT-WEIGHT: 700; FONT-SIZE: 9pt" face="Arial"><br/>29/07/2009 <br/></font></td></tr>
<tr>
<td class="bod" align="right" height="10"></td></tr>
<tr>
<td class="bod"><font style="FONT-SIZE: 11pt" face="Arial"></font>
<p align="left"><font style="FONT-SIZE: 11pt" face="Arial"><img hspace="5" src="http://www.bitkiselhaber.com/resimler/haberler/73533.jpg" width="260" align="right" lowsrc="resimler/bos.gif" vspace="5" border="1"/> </font></p><font style="FONT-SIZE: 11pt" face="Arial">
<p align="justify">Genital siğiller hem kadında hem de erkekte genital b&ouml;lgede Human Papilloma Virus (HPV) enfeksiyonu sonucu gelişen karnıbahar g&ouml;r&#252;n&#252;m&#252;nde, bazen tek bir b&ouml;lgede, bazen birka&ccedil; b&ouml;lgede, bazen topluiğne başı kadar ufak, bazen de 5 cm &ccedil;apına (ender durumlarda 15-20 cm. &ccedil;aplı olabilir) erişebilen ağrısız kitlelerdir.</p>
<p align="justify">Ülkemizde de giderek artan sıklıkta g&ouml;r&#252;len bu cinsel yolla bulaşan enfeksiyonun hem erkekte hem de kadında, ancak &ouml;zellikle kadında yaratması muhtemel sağlık sorunları nedeniyle her bireyin bu enfeksiyon hakkında bilgi sahibi olması ve kendisinde ya da eşinde bu enfeksiyondan ş&#252;phelendiğinde doktora başvurması gerekir...</p>
<p align="justify">HPV nedir?</p>
<p align="justify">HPV (Human Papilloma Virus) genital b&ouml;lgede ve mukozalarda enfeksiyon yapan ve condyloma acuminatum (kondiloma ak&#252;minatum ya da kısaca kondilom) adı verilen siğil şeklinde kitlelerin oluşumuna neden olan bir vir&#252;st&#252;r. &Ccedil;oğu vir&#252;s hastalığında olduğu gibi HPV de bir kez v&#252;cuda girdiğinde h&#252;creler i&ccedil;inde yerleşir ve zaman zaman alevlenmelere yola&ccedil;ar. Bu y&#252;zden HPV enfeksiyonu kesin tedavisi olmayan bir hastalık olarak kabul edilir.</p>
<p align="justify">Nasıl bulaşır?</p>
<p align="justify">HPV enfeksiyonu cinsel yolla bulaşan hastalıklar grubunda yeralır. &Ouml;zellikle &ccedil;ok sayıda cinsel eşi olan (veya &ouml;ncesinde olmuş olan) bireyler ve bu bireylerin eşlerinde yaygındır. Vir&#252;s&#252;n bulaşması başka bir bireyin enfekte b&ouml;lgesinin (penis gibi) mukozalara (ağız ve vajina gibi), ya da doğal olarak nemli b&ouml;lgelere (an&#252;s gibi) temasıyla olur.</p>
<p align="justify">Nasıl belirti verir?</p>
<p align="justify">HPV bulaştıktan sonra 2-6 aylık bir kulu&ccedil;ka devresini takiben genital b&ouml;lgede ve/veya an&#252;s etrafında sayıları ve b&#252;y&#252;kl&#252;kleri değişken kondilom (siğil) adlı kitlelerin oluşmasıyla belirti verir. Belirtiler bireysel &ouml;zelliklerden olduk&ccedil;a etkilenir ve &ouml;zellikle erkeklerde enfeksiyon t&#252;m&#252;yle belirtisiz seyredebilir. Kadında da belirtisiz seyredebilir, ancak "belirtisiz" seyreden bu durumlarda b&#252;y&#252;te&ccedil;le (kolposkopi) yapılan ayrıntılı incelemelerde dış genital b&ouml;lge, vajina ya da servikste &ccedil;ok ufak &ccedil;aplı kitleler &ccedil;oğu kadında saptanır. &Ouml;zellikle kadınlarda bazı durumlarda vajina-an&#252;s arası b&ouml;lgeyi, an&#252;s&#252; ya da vajinayı t&#252;m&#252;yle dolduran karnıbahar g&ouml;r&#252;n&#252;ml&#252; dev kitlelere de rastlamak m&#252;mk&#252;nd&#252;r. Oral (ağız yoluyla) genital seks uygulamalarında ağız mukozasında da lezyonlar ortaya &ccedil;ıkabilir.</p>
<p align="justify">Kadınlarda bazen HPV enfeksiyonunun tek belirtisi jinekolojik muayenede papsmear incelemesinde HPV enfeksiyonuna &ouml;zg&#252; h&#252;cresel anormallikler (koilositoz) bulunmasıdır.</p>
<p align="justify">Bulaştırıcılık &ouml;zellikleri: HPV olduk&ccedil;a bulaşıcı bir vir&#252;st&#252;r ve genital b&ouml;lgedeki lezyonların mukozalar ya da genital b&ouml;lgelerle (cinsel ilişkide olduğu gibi) kısa s&#252;reli teması bile bulaşması i&ccedil;in yeterlidir. Genital b&ouml;lge mukozasının vajina yoluyla dış ortama a&ccedil;ık olması nedeniyle &ouml;zellikle erkekten kadına daha kolay bulaşır.</p>
<p align="justify">Enfeksiyonun yarattığı sağlık sorunları nelerdir?</p>
<p align="justify">Genital b&ouml;lgede kondilom (siğil) oluşumuna neden olan HPV, h&#252;crelerin i&ccedil;ine yerleşerek h&#252;crenin genetik yapısını etkileyebilme &ouml;zelliğine sahip bir vir&#252;st&#252;r. HPV'nin &ccedil;ok sayıda alt tipi vardır. Bu alttiplerden bazıları h&#252;crelere olan etkileriyle h&#252;crelerin kendi kendine hızla ve kontrols&#252;zce &ccedil;oğalabilen h&#252;crelere d&ouml;n&#252;şmesine neden olmaktadır. H&#252;crelerin kontrols&#252;zce &ccedil;oğalma &ouml;zelliği kazanması ise h&#252;crelerin bulunduğu dokuda kanser oluşumu riskini beraberinde getirmektedir. Serviks, vagina ve vulva kanserlerinin gelişiminde HPV'nin bu onkojen (kanser yapıcı) alttiplerinin &ccedil;ok &ouml;nemli bir rol&#252; olduğu d&#252;ş&#252;n&#252;lmektedir. Bu etkiler uzun vadeli etkilerdir ve ancak onkojen etkiye sahip HPV alttipleri tarafından başlatılırlar.</p>
<p align="justify">Gebelik a&ccedil;ısından HPV enfeksiyonunun &ouml;nemi daha farklıdır:</p>
<p align="justify">Gebelik d&ouml;neminden &ouml;nce varolan ya da gebelikte yeni &ccedil;ıkan kondilom kitlelerinin aşırı b&#252;y&#252;mesi bazen doğum kanalının tıkanmasına neden olur ve vajinal yolla normal doğum imkansız hale gelir.</p>
<p align="justify">Diğer bir istenmeyen durum da bebeğin doğum eylemi esnasında doğum kanalından ge&ccedil;erken kanaldaki HPV'yi kapması sonucu meydana gelir. Vir&#252;s&#252;n bulaşması bebeğinin larinksinde (ses tellerinin bulunduğu organ) papillomlar (ufak kitleler) oluşmasına neden olabilir.</p>
<p align="justify">Nasıl tanı konur?</p>
<p align="justify">Genital b&ouml;lgedeki kitlelerin tipik g&ouml;r&#252;n&#252;m&#252; tanı koymak i&ccedil;in yeterlidir. Ş&#252;pheli durumlarda kitlelerden biopsi alınarak tanı koymak gerekebilir.</p>
<p align="justify">Genital kondilomu olan kadınların komple bir jinekolojik muayeneden ge&ccedil;meleri ve bazı HPV alttiplerinin onkojen (kanser yapıcı) &ouml;zelliği nedeniyle papsmear incelemesine tabi tutulmaları uygundur. Ş&#252;pheli durumlarda ileri inceleme i&ccedil;in kolposkopi (vulva, vajina ve serviksin b&#252;y&#252;te&ccedil;le incelenmesi) ve gerekli durumlarda ş&#252;pheli b&ouml;lgelerden biopsi alınması gerekebilir. Ayrıca g&#252;n&#252;m&#252;zde HPV'nin alttiplerini belirlemek ve etkenin HPV'nin onkojen alttipi olup olmadığını saptamak da m&#252;mk&#252;nd&#252;r.</p>
<p align="justify">Nasıl tedavi edilir?</p>
<p align="justify">HPV enfeksiyonunun tedavisinde temel prensip n&#252;ksleri en aza indirmek i&ccedil;in kitlelerin m&#252;mk&#252;n olduğunca temizlenmesidir. Bu ama&ccedil;la vir&#252;slere etkili ila&ccedil;lar kullanılarak lokal (b&ouml;lgesel) tedavi ve b&#252;y&#252;k lezyonların koterizasyon yoluyla yakılması şeklinde tedavi uygulanır.</p>
<p align="justify">Hatırda tutulması gereken nokta tedavinin yanlızca g&ouml;r&#252;nen lezyonları ortadan kaldırmakla sınırlı olduğudur. HPV enfeksiyonu kronik seyreder ve kitleler ortadan t&#252;m&#252;yle kalksa da h&#252;crelerin i&ccedil;inde gizli bir şekilde yaşamını s&#252;rd&#252;ren vir&#252;sler sayesinde bulaştırıcılık devam eder.</p>
<p align="justify">Korunma</p>
<p align="justify">HPV cinsel yolla bulaşan bir hastalık olduğundan bu konuda alınan genel &ouml;nlemlerin alınması HPV enfeksiyonundan korunmada tek yoldur. Ancak HPV'nin bulaştırıcılığı o kadar y&#252;ksektir ki, ş&#252;pheli ilişkilerde kondom kullanımı bile koruyamayabilmektedir. Cinsel temas esnasında erkek genital b&ouml;lgesinin prezervatifle korunmayan kısımlarından kadına ya da tam tersi kadından erkeğe bulaşma s&ouml;z konusu olabilir. Bu y&#252;zden bariz kondilom lezyonları olanlarla ilişkiye girmemek &ccedil;ok &ouml;nemlidir.</p></font></td></tr></tbody></table></p>]]></content:encoded>
		</item>
		<item>
			<title><![CDATA[Cilt hastalıkları artıyor!]]></title>
			<link>http://www.kusursuzkadin.com/news/4/Cilt-hastal%C4%B1klar%C4%B1-art%C4%B1yor%21.html</link>
			<pubDate>Fri, 07 Aug 2009 12:18:05 +0000</pubDate>
			<guid isPermaLink="false">http://www.kusursuzkadin.com/news/4/Cilt-hastal%C4%B1klar%C4%B1-art%C4%B1yor%21.html</guid>
			<description><![CDATA[
<p>
<table id="table1" style="BORDER-COLLAPSE: collapse" cellpadding="0" width="98%" border="0">
<tbody>
<tr>
<td class="bod" align="center" bgcolor="#fbfbfc" height="20"><font style="FONT-WEIGHT: 700; FONT-SIZE: 11pt" face="Arial">Dermatoloji Uzmanı Dr. Neslihan Dolar; yaz aylarında sık&ccedil;a karşılaşılan cilt problemlerini ve yaz aylarında doğru cilt bakımı y&ouml;ntemlerini anlattı. <br/></font></td></tr>
<tr>
<td class="bod" align="right" bgcolor="#fbfbfc" height="10"><font style="FONT-WEIGHT: 700; FONT-SIZE: 9pt" face="Arial"><br/>03/08/2009 <br/></font></td></tr>
<tr>
<td class="bod" align="right" height="10"></td></tr>
<tr>
<td class="bod"><font style="FONT-SIZE: 11pt" face="Arial"></font>
<p align="left"><font style="FONT-SIZE: 11pt" face="Arial"><img hspace="5" src="http://www.bitkiselhaber.com/resimler/haberler/73595.jpg" width="260" align="right" lowsrc="resimler/bos.gif" vspace="5" border="1"/> </font></p><font style="FONT-SIZE: 11pt" face="Arial">
<p align="justify">Medical Park Bah&ccedil;elievler Hastanesi Dermatoloji Uzmanı Dr. Neslihan Dolar ş&ouml;yle devam etti:<br/>&nbsp;<br/>İSİLİK, SİVİLCELENME, YAĞLANMA&#8230;<br/>&nbsp;<br/>&#8220;Yaz mevsiminin gelmesiyle birlikte cilt hastalıklarında ve cilt sorunlarında artış olur. Bunlardan en sık g&ouml;r&#252;len durum g&#252;neşin zararlı ışınlarının etkisiyle ortaya &ccedil;ıkan lekelerdir. Ayrıca mantar hastalıkları, isilik, sivilcelenme, yağlanma artışı, g&#252;neş alerjisi, g&#252;neş yanıkları ve kaşıntı gibi hastalıklara da yaz aylarında daha sık rastlarız. &Ouml;zellikle ozon tabakasının incelmesiyle birlikte g&#252;neşin zararlı ışınlarının yery&#252;z&#252;ne daha kolay ulaşması; leke ve benlerin sayısında artışa, sivilce oluşumuna neden olmakta hatta deri kanseri oluşumuna zemin hazırlamaktadır. Deri kanseri gelişiminde zararlı UV ışınlarının etkilerinin kesinleşmesi, g&#252;neşten korunmanın &ouml;nemini ortaya koymaktadır. Ancak maalesef t&#252;m uyarılara rağmen g&#252;n&#252;m&#252;zde g&#252;neş banyoları ve solaryumlar halen toplumda b&#252;y&#252;k rağbet g&ouml;rmektedir. Kişilerin yanlış uygulamaları da oluşan zararlara katkı yapmaktadır.<br/>&nbsp;<br/>GÜNEŞ YANIĞINA DİKKAT!<br/>&nbsp;<br/>G&#252;neş alerjisi genellikle ilk g&#252;neşlenmeyi takiben kabarıklık, kızarıklık ve şişmelerle kendini g&ouml;sterir. Olduk&ccedil;a kaşıntılı olan bu tablo, &ouml;zellikle g&#252;neşe maruz kalan b&ouml;lgelerde ortaya &ccedil;ıkar. G&#252;neş alerjisi durumunda mutlaka bir dermatologa başvurup &ouml;nleyici ve baskılayıcı tedaviler başlanmalı, g&#252;neşten koruyucu &#252;r&#252;nler kullanılmalıdır. G&#252;neş yanığı bilin&ccedil;siz ve aşırı g&#252;neşlenme sonrasında ortaya &ccedil;ıkar ve cilde &ccedil;ok ciddi zararlar verir.<br/>&nbsp;<br/>ZARARLI IŞINLAR DNAYI BOZAR!<br/>&nbsp;<br/>G&#252;neş ışınlarına maruz kaldığımızda cildimiz kendi kendini koruma programını hayata ge&ccedil;irir. Bu bronzlaşmadır. Ama biz yeterli &ouml;nlemi alamazsak bronzlaşırken UV ışınları h&#252;crelerde DNA &#252;zerinde bazen kalıcı tahribatlara yol a&ccedil;arlar. Bu nedenle yaz aylarında g&#252;neşten korunmak şart! Yaz aylarında g&#252;neş ışınlarının en şiddetli olduğu &ouml;ğlen saatlerinde (11.00 ile 15.00 arasında) g&#252;neşe &ccedil;ıkmamaya &ouml;zen g&ouml;sterin. Şemsiye, şapka kullanın, a&ccedil;ık renk giysiler tercih edin. Unutmamak gerekir ki; g&ouml;lgede ve bulutlu havalarda da tam olarak g&#252;vende değiliz, &ccedil;&#252;nk&#252; UV ışınları &ccedil;evreden yansıyarak da deriye ulaşabilir. Bu y&#252;zden g&ouml;lgede ve bulutlu havalarda da g&#252;neş koruyucular kullanın. <br/>&nbsp;<br/>BİLİN&Ccedil;Lİ KORUNUN<br/>&nbsp;<br/>G&#252;neşten koruyucu &#252;r&#252;nler bilin&ccedil;li bir şekilde kullanılmalı. G&#252;neşten koruyucu &#252;r&#252;nler, g&#252;neşe &ccedil;ıkmadan yarım saat &ouml;nce deriye uygulanmalıdır. Deriye yeterli miktarda ve kalınlıkta s&#252;r&#252;lmelidir, Y&#252;z, omuz, ense ve boyun gibi daha yoğun olarak g&#252;neş ışınlarından etkilenen b&ouml;lgeler, s&#252;rekli olarak g&#252;neşten koruyan &#252;r&#252;nler kullanılarak korunmalıdır. G&#252;neş koruyucu kremler genelde suya dayanıklı olmakla birlikte suya girilmiyorsa 3 saat havuza veya denize girmek, havlu ile kurulanmak ve terlemek gibi durumlarda g&#252;n boyunca 2 saat aralarla tekrarlanmalıdır. Yaz aylarında en sık rastlanan cilt problemlerinden olan mantar hastalıkları; havuz kenarlarında aynı terlik ve havluların kullanımıyla bulaşabilen bir durum olup kaşıntı ve kızarıklıkla kendini g&ouml;sterir. Ayak parmak arasında başlayan ve sinsice ilerleyen mantar enfeksiyonu, zaman i&ccedil;erisinde tırnakları da tutar ve tırnaklarda kalınlaşma, renk değişikliği ve kırılmalara nede olabilir. <br/>&nbsp;<br/>&Ccedil;IPLAK AYAKLA ASLA DOLAŞMAYIN<br/>&nbsp;<br/>Mantar hastalığından korunmak i&ccedil;in &ouml;zellikle yaz aylarında asla &ccedil;ıplak ayakla y&#252;r&#252;meyin. Ellerinizi ve ayaklarınızı yıkadıktan sonra parmak aralarınızın iyice kurumasına dikkat edin. Bunun i&ccedil;in daima kendi kişisel havlunuzu kullanın. Bu havluları d&#252;zenli aralıklarla değiştirmeli ve y&#252;ksek sıcaklıklarda yıkamalısınız. Kolay hava alan ve terletmeyen ayakkabılar tercih edin. Dar giysiler giymekten ka&ccedil;ının. Eşyalar ortak kullanılmamalı. Halka a&ccedil;ık alanlarda (&ouml;zellikle ortak kullanılan hamam, otel odaları vs.) &ccedil;ıplak ayakla dolaşılmamalıdır.<br/>Islak mayolarla dolaşmaktan, kurulanmadan g&#252;neşlenmekle artan, v&#252;cutta a&ccedil;ık ve koyu lekelenmelere yol a&ccedil;an bir diğer mantar hastalığı da vardır ki, tedavi edilmezse aylarca s&#252;rebilen ve s&#252;rekli tekrarlayan lekelere sebep olabilir.<br/>&nbsp;<br/>İSİLİK VARSA YAĞLI KREMİ UNUTUN<br/>&nbsp;<br/>İsilik denilen durum; aşırı nem ve rutubetin etkisiyle ter bezlerinin tıkanmasıyla ortaya &ccedil;ıkan deri y&#252;zeyinde minik kırmızı kabarcıklardır. Bazen iltihaplanıp kaşıntılı hal alabilen bu durum, en &ccedil;ok y&#252;zde ve v&#252;cudun kıvrım yerlerinde ortaya &ccedil;ıkabilir. Bu durumun &ouml;nlenmesi i&ccedil;in &ouml;zellikle yaz aylarında aşırı yoğun ve yağlı nemlendirici ile kremlerden uzak durmalıyız. Cilt g&ouml;zeneklerini tıkamayan su bazlı kremler tercih edilmelidir. Terledik&ccedil;e kıyafetlerimizi değiştirmeli ve sık sık duş almalıyız. Naylon ihtiva etmeyen hava alan &ccedil;amaşır ve kıyafetler kullanmalıyız.&#8221;</p></font></td></tr></tbody></table></p>]]></description>
			<content:encoded><![CDATA[
<p>
<table id="table1" style="BORDER-COLLAPSE: collapse" cellpadding="0" width="98%" border="0">
<tbody>
<tr>
<td class="bod" align="center" bgcolor="#fbfbfc" height="20"><font style="FONT-WEIGHT: 700; FONT-SIZE: 11pt" face="Arial">Dermatoloji Uzmanı Dr. Neslihan Dolar; yaz aylarında sık&ccedil;a karşılaşılan cilt problemlerini ve yaz aylarında doğru cilt bakımı y&ouml;ntemlerini anlattı. <br/></font></td></tr>
<tr>
<td class="bod" align="right" bgcolor="#fbfbfc" height="10"><font style="FONT-WEIGHT: 700; FONT-SIZE: 9pt" face="Arial"><br/>03/08/2009 <br/></font></td></tr>
<tr>
<td class="bod" align="right" height="10"></td></tr>
<tr>
<td class="bod"><font style="FONT-SIZE: 11pt" face="Arial"></font>
<p align="left"><font style="FONT-SIZE: 11pt" face="Arial"><img hspace="5" src="http://www.bitkiselhaber.com/resimler/haberler/73595.jpg" width="260" align="right" lowsrc="resimler/bos.gif" vspace="5" border="1"/> </font></p><font style="FONT-SIZE: 11pt" face="Arial">
<p align="justify">Medical Park Bah&ccedil;elievler Hastanesi Dermatoloji Uzmanı Dr. Neslihan Dolar ş&ouml;yle devam etti:<br/>&nbsp;<br/>İSİLİK, SİVİLCELENME, YAĞLANMA&#8230;<br/>&nbsp;<br/>&#8220;Yaz mevsiminin gelmesiyle birlikte cilt hastalıklarında ve cilt sorunlarında artış olur. Bunlardan en sık g&ouml;r&#252;len durum g&#252;neşin zararlı ışınlarının etkisiyle ortaya &ccedil;ıkan lekelerdir. Ayrıca mantar hastalıkları, isilik, sivilcelenme, yağlanma artışı, g&#252;neş alerjisi, g&#252;neş yanıkları ve kaşıntı gibi hastalıklara da yaz aylarında daha sık rastlarız. &Ouml;zellikle ozon tabakasının incelmesiyle birlikte g&#252;neşin zararlı ışınlarının yery&#252;z&#252;ne daha kolay ulaşması; leke ve benlerin sayısında artışa, sivilce oluşumuna neden olmakta hatta deri kanseri oluşumuna zemin hazırlamaktadır. Deri kanseri gelişiminde zararlı UV ışınlarının etkilerinin kesinleşmesi, g&#252;neşten korunmanın &ouml;nemini ortaya koymaktadır. Ancak maalesef t&#252;m uyarılara rağmen g&#252;n&#252;m&#252;zde g&#252;neş banyoları ve solaryumlar halen toplumda b&#252;y&#252;k rağbet g&ouml;rmektedir. Kişilerin yanlış uygulamaları da oluşan zararlara katkı yapmaktadır.<br/>&nbsp;<br/>GÜNEŞ YANIĞINA DİKKAT!<br/>&nbsp;<br/>G&#252;neş alerjisi genellikle ilk g&#252;neşlenmeyi takiben kabarıklık, kızarıklık ve şişmelerle kendini g&ouml;sterir. Olduk&ccedil;a kaşıntılı olan bu tablo, &ouml;zellikle g&#252;neşe maruz kalan b&ouml;lgelerde ortaya &ccedil;ıkar. G&#252;neş alerjisi durumunda mutlaka bir dermatologa başvurup &ouml;nleyici ve baskılayıcı tedaviler başlanmalı, g&#252;neşten koruyucu &#252;r&#252;nler kullanılmalıdır. G&#252;neş yanığı bilin&ccedil;siz ve aşırı g&#252;neşlenme sonrasında ortaya &ccedil;ıkar ve cilde &ccedil;ok ciddi zararlar verir.<br/>&nbsp;<br/>ZARARLI IŞINLAR DNAYI BOZAR!<br/>&nbsp;<br/>G&#252;neş ışınlarına maruz kaldığımızda cildimiz kendi kendini koruma programını hayata ge&ccedil;irir. Bu bronzlaşmadır. Ama biz yeterli &ouml;nlemi alamazsak bronzlaşırken UV ışınları h&#252;crelerde DNA &#252;zerinde bazen kalıcı tahribatlara yol a&ccedil;arlar. Bu nedenle yaz aylarında g&#252;neşten korunmak şart! Yaz aylarında g&#252;neş ışınlarının en şiddetli olduğu &ouml;ğlen saatlerinde (11.00 ile 15.00 arasında) g&#252;neşe &ccedil;ıkmamaya &ouml;zen g&ouml;sterin. Şemsiye, şapka kullanın, a&ccedil;ık renk giysiler tercih edin. Unutmamak gerekir ki; g&ouml;lgede ve bulutlu havalarda da tam olarak g&#252;vende değiliz, &ccedil;&#252;nk&#252; UV ışınları &ccedil;evreden yansıyarak da deriye ulaşabilir. Bu y&#252;zden g&ouml;lgede ve bulutlu havalarda da g&#252;neş koruyucular kullanın. <br/>&nbsp;<br/>BİLİN&Ccedil;Lİ KORUNUN<br/>&nbsp;<br/>G&#252;neşten koruyucu &#252;r&#252;nler bilin&ccedil;li bir şekilde kullanılmalı. G&#252;neşten koruyucu &#252;r&#252;nler, g&#252;neşe &ccedil;ıkmadan yarım saat &ouml;nce deriye uygulanmalıdır. Deriye yeterli miktarda ve kalınlıkta s&#252;r&#252;lmelidir, Y&#252;z, omuz, ense ve boyun gibi daha yoğun olarak g&#252;neş ışınlarından etkilenen b&ouml;lgeler, s&#252;rekli olarak g&#252;neşten koruyan &#252;r&#252;nler kullanılarak korunmalıdır. G&#252;neş koruyucu kremler genelde suya dayanıklı olmakla birlikte suya girilmiyorsa 3 saat havuza veya denize girmek, havlu ile kurulanmak ve terlemek gibi durumlarda g&#252;n boyunca 2 saat aralarla tekrarlanmalıdır. Yaz aylarında en sık rastlanan cilt problemlerinden olan mantar hastalıkları; havuz kenarlarında aynı terlik ve havluların kullanımıyla bulaşabilen bir durum olup kaşıntı ve kızarıklıkla kendini g&ouml;sterir. Ayak parmak arasında başlayan ve sinsice ilerleyen mantar enfeksiyonu, zaman i&ccedil;erisinde tırnakları da tutar ve tırnaklarda kalınlaşma, renk değişikliği ve kırılmalara nede olabilir. <br/>&nbsp;<br/>&Ccedil;IPLAK AYAKLA ASLA DOLAŞMAYIN<br/>&nbsp;<br/>Mantar hastalığından korunmak i&ccedil;in &ouml;zellikle yaz aylarında asla &ccedil;ıplak ayakla y&#252;r&#252;meyin. Ellerinizi ve ayaklarınızı yıkadıktan sonra parmak aralarınızın iyice kurumasına dikkat edin. Bunun i&ccedil;in daima kendi kişisel havlunuzu kullanın. Bu havluları d&#252;zenli aralıklarla değiştirmeli ve y&#252;ksek sıcaklıklarda yıkamalısınız. Kolay hava alan ve terletmeyen ayakkabılar tercih edin. Dar giysiler giymekten ka&ccedil;ının. Eşyalar ortak kullanılmamalı. Halka a&ccedil;ık alanlarda (&ouml;zellikle ortak kullanılan hamam, otel odaları vs.) &ccedil;ıplak ayakla dolaşılmamalıdır.<br/>Islak mayolarla dolaşmaktan, kurulanmadan g&#252;neşlenmekle artan, v&#252;cutta a&ccedil;ık ve koyu lekelenmelere yol a&ccedil;an bir diğer mantar hastalığı da vardır ki, tedavi edilmezse aylarca s&#252;rebilen ve s&#252;rekli tekrarlayan lekelere sebep olabilir.<br/>&nbsp;<br/>İSİLİK VARSA YAĞLI KREMİ UNUTUN<br/>&nbsp;<br/>İsilik denilen durum; aşırı nem ve rutubetin etkisiyle ter bezlerinin tıkanmasıyla ortaya &ccedil;ıkan deri y&#252;zeyinde minik kırmızı kabarcıklardır. Bazen iltihaplanıp kaşıntılı hal alabilen bu durum, en &ccedil;ok y&#252;zde ve v&#252;cudun kıvrım yerlerinde ortaya &ccedil;ıkabilir. Bu durumun &ouml;nlenmesi i&ccedil;in &ouml;zellikle yaz aylarında aşırı yoğun ve yağlı nemlendirici ile kremlerden uzak durmalıyız. Cilt g&ouml;zeneklerini tıkamayan su bazlı kremler tercih edilmelidir. Terledik&ccedil;e kıyafetlerimizi değiştirmeli ve sık sık duş almalıyız. Naylon ihtiva etmeyen hava alan &ccedil;amaşır ve kıyafetler kullanmalıyız.&#8221;</p></font></td></tr></tbody></table></p>]]></content:encoded>
		</item>
		<item>
			<title><![CDATA[Bebeklerde ishale bağlı sıvı kaybına dikkat !  ]]></title>
			<link>http://www.kusursuzkadin.com/news/3/Bebeklerde-ishale-ba%C4%9Fl%C4%B1-s%C4%B1v%C4%B1-kayb%C4%B1na-dikkat-%21--.html</link>
			<pubDate>Fri, 07 Aug 2009 12:16:22 +0000</pubDate>
			<guid isPermaLink="false">http://www.kusursuzkadin.com/news/3/Bebeklerde-ishale-ba%C4%9Fl%C4%B1-s%C4%B1v%C4%B1-kayb%C4%B1na-dikkat-%21--.html</guid>
			<description><![CDATA[
<p>
<table id="table1" style="BORDER-COLLAPSE: collapse" cellpadding="0" width="98%" border="0">
<tbody>
<tr>
<td class="bod" align="center" bgcolor="#fbfbfc" height="20"><font style="FONT-WEIGHT: 700; FONT-SIZE: 15pt" face="Arial" color="#000080">Bebeklerde ishale bağlı sıvı kaybına dikkat ! </font></td></tr>
<tr>
<td class="bod" align="center" bgcolor="#fbfbfc" height="20">&nbsp;</td></tr>
<tr>
<td class="bod" align="center" bgcolor="#fbfbfc" height="20">&nbsp;</td></tr>
<tr>
<td class="bod" align="center" bgcolor="#fbfbfc" height="20"><font style="FONT-WEIGHT: 700; FONT-SIZE: 11pt" face="Arial">Tedavi edilmediği takdirde &ouml;l&#252;me kadar sebebiyet verebilen bu hastalığa karşı bilin&ccedil;li olmak şart. <br/><br/><br/><br/></font></td></tr>
<tr>
<td class="bod" align="right" bgcolor="#fbfbfc" height="10"><font style="FONT-WEIGHT: 700; FONT-SIZE: 9pt" face="Arial"><br/>04/08/2009 <br/></font></td></tr>
<tr>
<td class="bod" align="right" height="10"></td></tr>
<tr>
<td class="bod"><font style="FONT-SIZE: 11pt" face="Arial"></font>
<p align="left"><font style="FONT-SIZE: 11pt" face="Arial"><img hspace="5" src="http://www.bitkiselhaber.com/resimler/haberler/73606.jpg" width="260" align="right" lowsrc="resimler/bos.gif" vspace="5" border="1"/> </font></p><font style="FONT-SIZE: 11pt" face="Arial">
<p align="justify">Do&ccedil; Dr. Onur Kutlu <br/>Memorial Hastanesi &Ccedil;ocuk Sağlığı ve Hastalıkları B&ouml;l&#252;m&#252;'nden Do&ccedil; Dr. Onur Kutlu, " &Ccedil;ocuklarda ishal ve sıvı kaybı" hakkında bilgi verdi.</p>
<p align="justify">&Ccedil;ocuklarda en sık karşılaşılan şikayetlerden biri olan ishal, genellikle hafif ge&ccedil;irilir ve kısa s&#252;rer. Fakat bazen bu durum &ouml;zellikle bebeklerde ciddi bir sorun olabilir.</p>
<p align="justify">İshal (diyare) belirtileri nelerdir? <br/>Bir &ccedil;ocuk normalden daha sık dışkılıyorsa ve dışkı kıvamı bozuk ve sulu ise ishal olmuş demektir. İshalle birlikte ateş, iştahsızlık, bulantı, kusma, mide ağrısı, kramp ve dışkıda kan ya da mukus (s&#252;m&#252;k) g&ouml;r&#252;lebilir.</p>
<p align="justify">Nasıl bulaşır? <br/>İshal mikrobu insandan insana &ouml;zellikle de &ccedil;ocuktan &ccedil;ocuğa &ccedil;ok kolay bulaşır. Genellikle, tuvalet temizliğini tam olarak &ouml;ğrenememiş k&#252;&ccedil;&#252;k &ccedil;ocuklar arasında &ccedil;ok kolay yayılır. Her tuvalete gittikten ve bebeklerin bezini değiştirdikten sonra; yemek hazırlamadan ve yemeden &ouml;nce ellerin dikkatlice yıkanması sayesinde bulaşma &ouml;nlenebilir.</p>
<p align="justify">İshalin sebepleri olur? <br/>İshale sebep olan bir&ccedil;ok farklı mikrop vardır. Genellikle ishale vir&#252;sler sebep olur (Rotavir&#252;s, Norwalk, Astro vir&#252;s vs.) ve bu durumda antibiyotikle tedavi edilemez. Bazen de ishale bakteriler sebep olur. Bu bakteriler arasında Campylobacter, Salmonella, Shigella ve Escherichia coli sayılabilir. Bazı bakteriyel ishaller antibiyotikle tedavi edilebilir fakat genellikle bakteri belirlenene kadar &ccedil;ocuk zaten iyileşmeye başlamış olur.</p>
<p align="justify">Sıvı yoksunluğunun belirtileri nelerdir? <br/>Su ve tuzlardan oluşan v&#252;cut sıvılarının kaybedilmesi sıvı yoksunluğuna (dehidratasyona) neden olur. İshal olduklarında ve kustuklarında &ccedil;ocuklar v&#252;cutlarındaki tuzun ve sıvının b&#252;y&#252;k bir kısmını kaybedebilirler ve v&#252;cutları kısa zamanda susuz kalabilir. Bu &ouml;zellikle bebeklerde ve 1-3 yaş arası &ccedil;ocuklarda &ccedil;ok tehlikeli olabilir. Tedavi edilmezse &ouml;l&#252;me sebebiyet verebilir.</p>
<p align="justify">Sıvı yoksunluğunun işaretleri nelerdir? <br/>1. Daha az idrara &ccedil;ıkma (24 saat i&ccedil;inde 4 seferden az altını ıslatması) <br/>2. Aşırı susama <br/>3. G&ouml;zyaşı olmaması <br/>4. Cildin, ağzın ve dilin kuruması <br/>5. Kalp atışlarının hızlanması <br/>6. G&ouml;zlerin &ccedil;&ouml;kmesi <br/>7. Cildin grimsi bir renkte olması <br/>8. Bebeğin kafasında bıngıldağın yumuşak ve i&ccedil;eri &ccedil;&ouml;km&#252;ş olması.</p>
<p align="justify">Sağlıklı bebekler zaman zaman kusabilir ya da dışkıları sulu olabilir; bu her seferinde &ccedil;ocuğun sıvı yoksunu olduğu anlamına gelmez.</p>
<p align="justify">İshal gerektiği şekilde tedavi edilmezse ne olur? <br/>İshal &ccedil;ocuğun v&#252;cudunda su ve tuz kaybına neden olduğundan gerektiği şekilde tedavi edilmezse tehlikeli olabilir. Kaybedilen sıvılar kısa s&#252;rede yerine konmazsa &ccedil;ocuk sıvı yoksunluğuna girer ve hastaneye yatırılması gerekebilir.</p>
<p align="justify">Ağızdan sıvı yerine koyma (oral rehidratasyon) tedavisinde kullanılan sıvılar nelerdir? <br/>Bunlar şeker, tuz ve su ihtiva ettikleri i&ccedil;in şeker elektrolit sıvılarıdır ve ŞES olarak isimlendirilirler. &Ccedil;ocuğunuz kusuyor olsa bile bu sıvılar bağırsaklardan emilebilir. &Ouml;nemli olan sık sık ve az miktarlarda ŞES verilmesidir. &Ccedil;ocuk normal şekilde i&ccedil;ebilmeye başlayınca yavaş yavaş verilen miktar artırılabilir. Bu &#252;r&#252;nler eczanelerde sulandırmayla hazırlanacak toz preparatlar halinde satılırlar. Kullanıma hazır hale getirebilmek i&ccedil;in 1 litre kaynatılmış-ılıtılmış su ile karıştırılmaları gerekmektedir. Hazırlanan sıvılar ağzı kapalı olarak tutulmalı, vermeden &ouml;nce her seferinde karıştırılmalı ve 24 saatte bir yeniden hazırlanmalıdır.</p>
<p align="justify">İshal nasıl tedavi edilir ? <br/>İshali olan &ccedil;ocuk &ccedil;ok &ccedil;abuk sıvı kaybeder. Şeker elektrolit sıvıları (ŞES), ciddi ishal durumlarında &ccedil;ocuğun sıvı dengesini sağlamak ve hafif ishal durumlarında da kaybedilen sıvıları yerine koymaya yardımcı olmak amacıyla kullanılabilir. &Ccedil;ocuk istedik&ccedil;e emzirilmelidir ve ŞES aşağıdaki şekilde verilmelidir; eğer mama veriliyorsa mamaya fazladan su eklenmesine gerek yoktur. Eğer emzirilmiyorsa &ccedil;ocuğa yiyecek, i&ccedil;ecek verilmeye devam edilmelidir ve ORS (ishal i&ccedil;in &ouml;zel hazırlanmış sulandırılacak toz) aşağıdaki şekilde verilmelidir:</p>
<p align="justify">İlk 4 Saat <br/>- Eğer &ccedil;ocuk ŞES'i i&ccedil;mek istemezse, damlalıkla veya kaşıkla vermeye &ccedil;alışılmalıdır. <br/>- Eğer &ccedil;ocuk kusarsa, yiyecek i&ccedil;ecek verilmemelidir fakat ORS verilmelidir. Kusma durana ve &ccedil;ocuk normal şekilde i&ccedil;ebilmeye başlayana dek her 10-15 dakikada bir 15 ml (bir yemek kaşığı) ŞES vermek uygundur.</p>
<p align="justify">4-6 Saat İ&ccedil;inde Kusma Durmazsa &Ccedil;ocuk Hastaneye G&ouml;t&#252;rmelidir!</p>
<p align="justify">4-24 saat arası: İyileşme s&#252;reci <br/>- İshal azalana dek şeker elektrolit sıvısı verilmeye devam edilir. <br/>- Kusma azaldığında, &ccedil;ocuğun normal beslenmesinde aldığı anne s&#252;t&#252;, mama, s&#252;t ya da yemeğini az ve sık olarak yemesi (&ccedil;ocuğun yaşına g&ouml;re) &ccedil;ok &ouml;nemlidir.</p>
<p align="justify">Genellikle 24-48 saat sonra normal beslenme d&#252;zenine ge&ccedil;ilebilir. İlk etapta dışkılama sayısı artabilir (g&#252;nde artı bir ya da iki kez). Dışkının normal formuna d&ouml;nmesi 7-10 g&#252;n (bazen daha da uzun) s&#252;rebilir. Bu bağırsak iyileşme s&#252;recinin bir par&ccedil;asıdır.</p>
<p align="justify">İshali olan veya kusan &ccedil;ocuğa ne verilmemelidir? <br/>Meyve suyu, kolalı, şekerli i&ccedil;ecekler, şekerli &ccedil;ay, ya da pirin&ccedil; &ccedil;orbası vermek doğru değildir. Bu sıvılardaki su, şeker ve tuz oranı uygun değildir ve &ccedil;ocuğunuzun ishalini daha k&ouml;t&#252; yapabilir.</p>
<p align="justify">Re&ccedil;etesiz ila&ccedil;ları kullanmadan &ouml;nce doktora danışmalıdır. Eğer ishal &ccedil;ok ciddiyse sade su verilmemelidir. Sade su i&ccedil;mek kan şekerinin ve kandaki sodyum seviyesinin d&#252;şmesine neden olabilir.</p>
<p align="justify">Ne zaman doktora başvurulmalıdır? <br/>- 6 aydan k&#252;&ccedil;&#252;k bebeklerde ishal g&ouml;r&#252;l&#252;rse <br/>- Siyah renkte dışkı ya da dışkıda kan g&ouml;r&#252;l&#252;rse <br/>- 4-6 saatten daha fazla s&#252;redir &ccedil;ocuk kusuyorsa <br/>- &Ccedil;ocuğun -koltuk altından- ateşi 38,5 derece &#252;zerindeyse <br/>- Yukarıda sayılan sıvısız kalma belirtileri g&ouml;r&#252;l&#252;rse</p>
<p align="justify">İshal ya da karın ağrısı 5-7 g&#252;n devam ederse uzmanlar ishal ge&ccedil;inceye kadar laktozsuz s&#252;t ya da mama kullanılmasını &ouml;nerebilir. &Ccedil;ocuğun bezi değiştirildikten sonra elleri dikkatlice yıkamak enfeksiyonun başkalarına bulaşmasını engelleyecektir.</p></font></td></tr></tbody></table></p>]]></description>
			<content:encoded><![CDATA[
<p>
<table id="table1" style="BORDER-COLLAPSE: collapse" cellpadding="0" width="98%" border="0">
<tbody>
<tr>
<td class="bod" align="center" bgcolor="#fbfbfc" height="20"><font style="FONT-WEIGHT: 700; FONT-SIZE: 15pt" face="Arial" color="#000080">Bebeklerde ishale bağlı sıvı kaybına dikkat ! </font></td></tr>
<tr>
<td class="bod" align="center" bgcolor="#fbfbfc" height="20">&nbsp;</td></tr>
<tr>
<td class="bod" align="center" bgcolor="#fbfbfc" height="20">&nbsp;</td></tr>
<tr>
<td class="bod" align="center" bgcolor="#fbfbfc" height="20"><font style="FONT-WEIGHT: 700; FONT-SIZE: 11pt" face="Arial">Tedavi edilmediği takdirde &ouml;l&#252;me kadar sebebiyet verebilen bu hastalığa karşı bilin&ccedil;li olmak şart. <br/><br/><br/><br/></font></td></tr>
<tr>
<td class="bod" align="right" bgcolor="#fbfbfc" height="10"><font style="FONT-WEIGHT: 700; FONT-SIZE: 9pt" face="Arial"><br/>04/08/2009 <br/></font></td></tr>
<tr>
<td class="bod" align="right" height="10"></td></tr>
<tr>
<td class="bod"><font style="FONT-SIZE: 11pt" face="Arial"></font>
<p align="left"><font style="FONT-SIZE: 11pt" face="Arial"><img hspace="5" src="http://www.bitkiselhaber.com/resimler/haberler/73606.jpg" width="260" align="right" lowsrc="resimler/bos.gif" vspace="5" border="1"/> </font></p><font style="FONT-SIZE: 11pt" face="Arial">
<p align="justify">Do&ccedil; Dr. Onur Kutlu <br/>Memorial Hastanesi &Ccedil;ocuk Sağlığı ve Hastalıkları B&ouml;l&#252;m&#252;'nden Do&ccedil; Dr. Onur Kutlu, " &Ccedil;ocuklarda ishal ve sıvı kaybı" hakkında bilgi verdi.</p>
<p align="justify">&Ccedil;ocuklarda en sık karşılaşılan şikayetlerden biri olan ishal, genellikle hafif ge&ccedil;irilir ve kısa s&#252;rer. Fakat bazen bu durum &ouml;zellikle bebeklerde ciddi bir sorun olabilir.</p>
<p align="justify">İshal (diyare) belirtileri nelerdir? <br/>Bir &ccedil;ocuk normalden daha sık dışkılıyorsa ve dışkı kıvamı bozuk ve sulu ise ishal olmuş demektir. İshalle birlikte ateş, iştahsızlık, bulantı, kusma, mide ağrısı, kramp ve dışkıda kan ya da mukus (s&#252;m&#252;k) g&ouml;r&#252;lebilir.</p>
<p align="justify">Nasıl bulaşır? <br/>İshal mikrobu insandan insana &ouml;zellikle de &ccedil;ocuktan &ccedil;ocuğa &ccedil;ok kolay bulaşır. Genellikle, tuvalet temizliğini tam olarak &ouml;ğrenememiş k&#252;&ccedil;&#252;k &ccedil;ocuklar arasında &ccedil;ok kolay yayılır. Her tuvalete gittikten ve bebeklerin bezini değiştirdikten sonra; yemek hazırlamadan ve yemeden &ouml;nce ellerin dikkatlice yıkanması sayesinde bulaşma &ouml;nlenebilir.</p>
<p align="justify">İshalin sebepleri olur? <br/>İshale sebep olan bir&ccedil;ok farklı mikrop vardır. Genellikle ishale vir&#252;sler sebep olur (Rotavir&#252;s, Norwalk, Astro vir&#252;s vs.) ve bu durumda antibiyotikle tedavi edilemez. Bazen de ishale bakteriler sebep olur. Bu bakteriler arasında Campylobacter, Salmonella, Shigella ve Escherichia coli sayılabilir. Bazı bakteriyel ishaller antibiyotikle tedavi edilebilir fakat genellikle bakteri belirlenene kadar &ccedil;ocuk zaten iyileşmeye başlamış olur.</p>
<p align="justify">Sıvı yoksunluğunun belirtileri nelerdir? <br/>Su ve tuzlardan oluşan v&#252;cut sıvılarının kaybedilmesi sıvı yoksunluğuna (dehidratasyona) neden olur. İshal olduklarında ve kustuklarında &ccedil;ocuklar v&#252;cutlarındaki tuzun ve sıvının b&#252;y&#252;k bir kısmını kaybedebilirler ve v&#252;cutları kısa zamanda susuz kalabilir. Bu &ouml;zellikle bebeklerde ve 1-3 yaş arası &ccedil;ocuklarda &ccedil;ok tehlikeli olabilir. Tedavi edilmezse &ouml;l&#252;me sebebiyet verebilir.</p>
<p align="justify">Sıvı yoksunluğunun işaretleri nelerdir? <br/>1. Daha az idrara &ccedil;ıkma (24 saat i&ccedil;inde 4 seferden az altını ıslatması) <br/>2. Aşırı susama <br/>3. G&ouml;zyaşı olmaması <br/>4. Cildin, ağzın ve dilin kuruması <br/>5. Kalp atışlarının hızlanması <br/>6. G&ouml;zlerin &ccedil;&ouml;kmesi <br/>7. Cildin grimsi bir renkte olması <br/>8. Bebeğin kafasında bıngıldağın yumuşak ve i&ccedil;eri &ccedil;&ouml;km&#252;ş olması.</p>
<p align="justify">Sağlıklı bebekler zaman zaman kusabilir ya da dışkıları sulu olabilir; bu her seferinde &ccedil;ocuğun sıvı yoksunu olduğu anlamına gelmez.</p>
<p align="justify">İshal gerektiği şekilde tedavi edilmezse ne olur? <br/>İshal &ccedil;ocuğun v&#252;cudunda su ve tuz kaybına neden olduğundan gerektiği şekilde tedavi edilmezse tehlikeli olabilir. Kaybedilen sıvılar kısa s&#252;rede yerine konmazsa &ccedil;ocuk sıvı yoksunluğuna girer ve hastaneye yatırılması gerekebilir.</p>
<p align="justify">Ağızdan sıvı yerine koyma (oral rehidratasyon) tedavisinde kullanılan sıvılar nelerdir? <br/>Bunlar şeker, tuz ve su ihtiva ettikleri i&ccedil;in şeker elektrolit sıvılarıdır ve ŞES olarak isimlendirilirler. &Ccedil;ocuğunuz kusuyor olsa bile bu sıvılar bağırsaklardan emilebilir. &Ouml;nemli olan sık sık ve az miktarlarda ŞES verilmesidir. &Ccedil;ocuk normal şekilde i&ccedil;ebilmeye başlayınca yavaş yavaş verilen miktar artırılabilir. Bu &#252;r&#252;nler eczanelerde sulandırmayla hazırlanacak toz preparatlar halinde satılırlar. Kullanıma hazır hale getirebilmek i&ccedil;in 1 litre kaynatılmış-ılıtılmış su ile karıştırılmaları gerekmektedir. Hazırlanan sıvılar ağzı kapalı olarak tutulmalı, vermeden &ouml;nce her seferinde karıştırılmalı ve 24 saatte bir yeniden hazırlanmalıdır.</p>
<p align="justify">İshal nasıl tedavi edilir ? <br/>İshali olan &ccedil;ocuk &ccedil;ok &ccedil;abuk sıvı kaybeder. Şeker elektrolit sıvıları (ŞES), ciddi ishal durumlarında &ccedil;ocuğun sıvı dengesini sağlamak ve hafif ishal durumlarında da kaybedilen sıvıları yerine koymaya yardımcı olmak amacıyla kullanılabilir. &Ccedil;ocuk istedik&ccedil;e emzirilmelidir ve ŞES aşağıdaki şekilde verilmelidir; eğer mama veriliyorsa mamaya fazladan su eklenmesine gerek yoktur. Eğer emzirilmiyorsa &ccedil;ocuğa yiyecek, i&ccedil;ecek verilmeye devam edilmelidir ve ORS (ishal i&ccedil;in &ouml;zel hazırlanmış sulandırılacak toz) aşağıdaki şekilde verilmelidir:</p>
<p align="justify">İlk 4 Saat <br/>- Eğer &ccedil;ocuk ŞES'i i&ccedil;mek istemezse, damlalıkla veya kaşıkla vermeye &ccedil;alışılmalıdır. <br/>- Eğer &ccedil;ocuk kusarsa, yiyecek i&ccedil;ecek verilmemelidir fakat ORS verilmelidir. Kusma durana ve &ccedil;ocuk normal şekilde i&ccedil;ebilmeye başlayana dek her 10-15 dakikada bir 15 ml (bir yemek kaşığı) ŞES vermek uygundur.</p>
<p align="justify">4-6 Saat İ&ccedil;inde Kusma Durmazsa &Ccedil;ocuk Hastaneye G&ouml;t&#252;rmelidir!</p>
<p align="justify">4-24 saat arası: İyileşme s&#252;reci <br/>- İshal azalana dek şeker elektrolit sıvısı verilmeye devam edilir. <br/>- Kusma azaldığında, &ccedil;ocuğun normal beslenmesinde aldığı anne s&#252;t&#252;, mama, s&#252;t ya da yemeğini az ve sık olarak yemesi (&ccedil;ocuğun yaşına g&ouml;re) &ccedil;ok &ouml;nemlidir.</p>
<p align="justify">Genellikle 24-48 saat sonra normal beslenme d&#252;zenine ge&ccedil;ilebilir. İlk etapta dışkılama sayısı artabilir (g&#252;nde artı bir ya da iki kez). Dışkının normal formuna d&ouml;nmesi 7-10 g&#252;n (bazen daha da uzun) s&#252;rebilir. Bu bağırsak iyileşme s&#252;recinin bir par&ccedil;asıdır.</p>
<p align="justify">İshali olan veya kusan &ccedil;ocuğa ne verilmemelidir? <br/>Meyve suyu, kolalı, şekerli i&ccedil;ecekler, şekerli &ccedil;ay, ya da pirin&ccedil; &ccedil;orbası vermek doğru değildir. Bu sıvılardaki su, şeker ve tuz oranı uygun değildir ve &ccedil;ocuğunuzun ishalini daha k&ouml;t&#252; yapabilir.</p>
<p align="justify">Re&ccedil;etesiz ila&ccedil;ları kullanmadan &ouml;nce doktora danışmalıdır. Eğer ishal &ccedil;ok ciddiyse sade su verilmemelidir. Sade su i&ccedil;mek kan şekerinin ve kandaki sodyum seviyesinin d&#252;şmesine neden olabilir.</p>
<p align="justify">Ne zaman doktora başvurulmalıdır? <br/>- 6 aydan k&#252;&ccedil;&#252;k bebeklerde ishal g&ouml;r&#252;l&#252;rse <br/>- Siyah renkte dışkı ya da dışkıda kan g&ouml;r&#252;l&#252;rse <br/>- 4-6 saatten daha fazla s&#252;redir &ccedil;ocuk kusuyorsa <br/>- &Ccedil;ocuğun -koltuk altından- ateşi 38,5 derece &#252;zerindeyse <br/>- Yukarıda sayılan sıvısız kalma belirtileri g&ouml;r&#252;l&#252;rse</p>
<p align="justify">İshal ya da karın ağrısı 5-7 g&#252;n devam ederse uzmanlar ishal ge&ccedil;inceye kadar laktozsuz s&#252;t ya da mama kullanılmasını &ouml;nerebilir. &Ccedil;ocuğun bezi değiştirildikten sonra elleri dikkatlice yıkamak enfeksiyonun başkalarına bulaşmasını engelleyecektir.</p></font></td></tr></tbody></table></p>]]></content:encoded>
		</item>
	</channel>
</rss>
